Eşek kadar oldum ama halen ; Adıma imzalanmış, bana emanet edilmiş yeni bir kitap geldiğinde, hızlı hızlı her tarafını karıştırırım. Üç beş yerinden bir şeyler okurum. Tadına bakarım. Beni çekiyor mu? Koklarım beğendim miydi de öperim. İşte bu kitap da onlardan biri.
Ne çok atasözü , deyim vardır değil mi eşeğe benzetilerek nitelendirilen. Kiminde yerilip kiminde övünülen.
– acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir
– adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu
– aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz
– alçacık eşeğe herkes biner
– alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.
– anasını eşek kovalasın!
– at pazarında eşek osurtmuyoruz!
– atlar tepişir, arada eşekler ezilir
– attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek.
– baş ol da eşek başı (soğan başı) ol
– bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz.
– boş eşek yorga gider
– canı yanan eşek attan yüğrük olur
– deve büyüktür amma beşini bir eşek yeder
– devenin derisi eşeğe yük olur
– dilini eşek arısı soksun
– el elin eşeğini türkü çağırarak arar.
– el elin eşeğini yırlaya yırlaya, kendi eşeğini terleye terleye arar
– emanet eşeğin yuları gevşek olur
– emanet hayvanın (eşeğin) kuskunu (paldımı) yokuşta kopar
Şaristan, bahse konu eşeklerden değil. Kendisi ile ahbah olduk. Konuştuk anlattım ona; Hayatta sevdiklerimden, değer verdiklerimden kazık yediğim zaman neler yaşadığımı ben bilirim.