Tutunamayan Bir Mühendis

Tutunamayan Bir Mühendis
Sinefil ve Bibliyofil
“Okumak aynanın içine bakmaktır; aynanın arkasındaki ‘sırrı’ bilenler öteki tarafa geçerler, harflerin sırrından haberdar olmayanlar ise bu dünya içinde kendi yüzlerinin yavanlığından başka bir şey bulamazlar.”
Sayfa 371
Reklam
Vitrinlerde gördüğü ıvır zıvır, sokaklarda karşılaştığı yüzler ömründe ilk defa Galip'e hem rüyalarındaki gibi şaşırtıcı, hem de hep birlikte gürültüyle yenen bir aile yemeğindeki gibi tanıdık ve huzur verici geldi. Işıl ışıl kuyumcu vitrinlerinin önünden geçerken, bu huzurun, yüzünün üzerinde dehşetle okuduğu harflerin işaret ettiği sırla ilgili olduğu aklına geliyordu, ama harfleri okuduktan sonra, geçmişinde bıraktığı o acıklı ve talihsiz kişiyi düşünmek istemiyordu hiç. Dünyayı esrarlı yapan bir şey varsa, o da, insanın kendi içinde barındırdığı, ikiz kardeşi gibi birlikte yaşadığı bir ikinci kişinin varlığıydı.
Sayfa 356
Bizim dünyamız bir bütün dünyadır, parçalanmış değil. Bu âlemin içinde başka bir âlem daha vardır, Ama Batılıların dünyasında olduğu gibi görüntülerini, dekorların arasındaki gizli saklı bir dünya değildir ki, örtüleri kaldırınca arkasındaki gerçeği zaferle görelim. Bizim alçakgönüllü âleminiz her yerdedir, bir merkezi yoktur, haritalarda bulunmaz. Ama esrarımız da budur işte bizim; çünkü bunu kavramak çok zordur. Çile gerktirir.Kendisinin esrarını aradığı bütün âlem ve bütün âlemin de esrarı arayan kendisi olduğunu bilen kaç babayiğidimiz var ki, soruyorum? Bu kemâle erdiği zaman ancak bir insan bir başkasının yerine geçmeyi, tebdil-i kıyafeti hakeder.
Sayfa 348
Bütün Türk milleti, şimdi olduğu gibi o sıralarda da bir "Kurtarıcı" bekliyordu. Askeri darbe olursa ekmeğin ucuzlayacağına, günahkarlar işkenceden geçirilirse cennetin kapılarının açılacağına her zamanki içtenlik ve umutla inanıyorlardı.
Sayfa 348
Tevekkeli, arada bir dünyayı bir başkasının gözlerinden bakabilmeyi bilmek gerek, demişler. Asıl o zaman dünyanın ve insanların esrarını kavramaya başlarmış insan.
Sayfa 345
Reklam