Gerçekten insan en iyi dostunun sefil olduğunu görmekten hoşlanır; dostluğun çoğu da bu sefillik üzerine bina edilir; bu da tüm akıllı insanların bildiği çok eski bir gerçektir.
Aramızda tuhaf bir ilişkiler silsilesi kuruldu, gururu ve herkese tepeden bakması göz önüne alındığında bu ilişkilerin çoğu bana anlaşılmaz geliyor. Mesela onu deli gibi sevdiğimi biliyor, hatta ona tutkumdan bahsetmeme de izin veriyor...elbette ona olan sevgimden serbestçe ve kendime hiçbir sansür uygulamadan bahsetmeme izin vermesinin sebebi beni ne kadar küçümsediğini göstermekten başka bir şey değil. "Bana karşı hissettiklerini öylesine umursamıyorum ki, ne söylediğin, ne hissettiğin hiç önemli değil," der gibiydi. Öteden beri özel işlerini anlatırdı bana, ama asla tamamıyla anlatmazdı. Üstelik beni küçümsemesinin bazı zarifkikleri de vardı: Mesela yaşamında cereyan eden bazı olaylardan veya onu kaygılandıran birvseyden haberim olduğunu bilir, hatta amacına ulaşmak için beni köle veya emir kulu olarak kullanma ihtiyacı duyarsa bu olayları kendisi anlatırdı, fakat sadece bir emir kulunun bilmesi gerektiği kadarını elbette; şayet olayların bütün ayrıntılarını henüz öğrenmemişsem, onun acı ve kaygıları yüzünden huzursuz olup endişelendiğimi görse bile dostça bir açık sözlülükle beni rahatlatmaya kalkışmazdı asla.
Başta her şey bana çirkin, yani manen çirkin ve iğrenç göründü. Masaların etrafını çevirmiş onlarca, hatta yüzlerce hırs ve kaygı dolu yüzden hiç bahsetmeyeceğim. Kısa sürede mümkün olduğunca çok para kazanma isteğini iğrenç bulmuyorum kesinlikle; "ne de olsa küçük bir miktarla oynadıklarını" söyleyenlere, hırsın küçüklüğünü gösterdiği için bunun daha kötü olduğu cevabını veren iyice semirmiş, hali vakti yerinde ahlakçının düşüncesi de bana hep aptalca gelmiştir.Hırsın küçüklüğü ya da büyüklüğü önemli sanki. İzafi bir mesele bu... Zahmetsiz kazancın ve menfaatin iğrenç olup olmadığıysa başlı başına bir sorun.