1984 romanını bir bilimkurgu olarak nitelendiriyoruz ancak modern dünyaya karşı ve insanlık için çok özel mesajlar barındırıyor. Yazar, kitabında detaylarıyla kendi distopyasını aktarmış ancak bana göre böyle bir dünya öngörülebilir. O yüzden bu kitap 1948’den 84’e değil, binlerce yıl sonrasına bile yazılmış olabilir. *
Biraz içeriğinden bahsetmek gerekirse; eser, üç bölümden oluşuyor, ilk bölümde başkahramanımız Winston Smith'i ve onun gündelik yaşantısını ve o zamanki dünyanın işleyişini öğreniyoruz. Dünya üç büyük ülke ve bazı bağımsız ülkelerden oluşuyor. Okyanusya, Avrasya ve Doğuasya kendi içlerinde yönetimleri ve ideolojileri aynı olan fakat birbiriyle sürekli savaş içerisinde olduğu söylenen üç büyük süper güç. Winston'un hikayesi Okyanusya da geçiyor ve halk üç sınıfa ayrılıyor; en alt katmanda proleterler yani işçi sınıfı vardır ve halkın büyük çoğunluğu kaplar. Ülkeyi yöneten parti ise iç ve dış parti olmak üzere ikiye ayrılır. Big Brother adında varlığı belli olmayan bir kurucuya bağlıdır. İç parti, hükümeti ve siyaseti yöneten kişileri barındırır. Dış parti üyeleri ise orta sınıfta yer alır ve tiitizlikle yerleştirilen memurlardır.
İlerleyen bölümde; Winston ve kız arkadaşı ile olan ilişkisini okurken bir yandan da ikisinin sistem karşıtı bireyler olduğunu ve partiye karşı olan düşüncelerini öğreniyoruz. Bu bölümde daha çok parti karşıtı düşünceler pekiştiriliyor. Winston, parti yönetiminin tarihi yok ettiğini düşünüyor. Ayrıca tüm yapılaşma ve devletlerarası savaşların kurmaca olduğunu, bu göz boyamanın sebebi ise ekonomiyi ayakta tutmak ve devletlerin kendi varlıklarını koruyabilmek için olduğunu.
Son kısımda ise Winston'u ele geçiren iç partinin çeşitli işkenceler ve tekniklerle düşünce sistemini nasıl değiştirdikleri anlatılıyor. Dünyanın insanlıkla