erfdali

erfdali
@erf_dali
Cümle, evlaymış insanla buluşana kadar. Gel arınalım cümle insandan, uçsuz bucaksız; sınır, kuşak tanımayan sevdalara, tükenmeyen umuda yol alalım.
... Köpüklü buğdayların nereye savuştu? Meyveli heybetin, kocaman ağzın, şarkı söylemek için tellerin üstünde titreyen her şey, büyük davul, ölçüsüz yıldız sarsılan derin suspus oldu bu mahpus kubbelerin yıkılmaz yalnızlığı altında. Hem gezegensin hem de onun enlemi, güçlü aydınlıksın, koyunda, paylaşılan kardan kurdele üstünde baş döndüren bir denizin üstüne binerek gelen sessizliğine çekildi gece ki dalga dalga yelkensiz su anlatıyordu, gri rüzgâr titreyerek çözüyordu düğümünü kumunun, bozkırın hıçkırığıyla yaralıyordu bizi gece.
Sayfa 231 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Sonsuz bir su gibi zaman hırçın keseklerini, cehennemin keskin buluşlarını yarışırcasına serperken büyüyor toprağın, rahatlığının çoğalan tohumları yamaçları dolduruyor ve daha çok alan veriyorsun ilkbaharda. İnsan inşa ettiğinin dumanı oluyor sonunda, hiçbir şey doğmuyor öz ateşinin küllerinden: küçülürken kuruyor varlığını, düşüyor elinde tozdan başka bir şey kalmadığında.
Sayfa 146 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu
Alıntı
Kış zamanı, güney zamanı, yeniden bugünün zamanı, beklenen zaman, yalanın diken diken çağında ölen ve doğan an.
Sayfa 140 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu
Alıntı
Bir güvercin uçuşu bulutların pembeliği ve deniz mavisiyle çıktı boyadan. Ve toplandı insan dilleri ilk gazapta, türküden önce. Böyle geldi kan, taştan kanlı devle, yırtıcı doğanla, ama aynı zamanda buğdayla. Işık da geldi hançerlere rağmen.
Sayfa 105 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu
Alıntı
Mısır taneleri gibi dökülüyordu insanlar nafile işlerin, yüz karası olayların dipsiz ambarına, birinci kattan yedinciye, sekizinciye, bir değil, hayır; birçok ölüm geliyordu herkese: Her gün küçük bir ölüm, toz, larva, varoşların çamurunda sönen lamba, sık kanatlı küçük bir ölüm kısa bir mızrak gibi saplanıyordu her insana: Ekmek ya da bıçak, kuşatıyordu insanı. Hayvan yetiştirici, limanların oğlu, sabahın esmer kaptanı ya da tonla sokağın kemirgeni: Hepsi günlük kısa ölümlerini bekleyerek tükendi ve her günün uğursuz başarısızlığı titreyerek içtikleri kara bir kadeh gibiydi.
Sayfa 51 - can modern 2. baskı - 1971 Nobel Edebiyat Ödülü·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam