Mısır taneleri gibi dökülüyordu insanlar
nafile işlerin, yüz karası olayların dipsiz ambarına,
birinci kattan yedinciye, sekizinciye,
bir değil, hayır; birçok ölüm geliyordu herkese:
Her gün küçük bir ölüm, toz, larva,
varoşların çamurunda sönen lamba,
sık kanatlı küçük bir ölüm
kısa bir mızrak gibi saplanıyordu her insana:
Ekmek ya da bıçak, kuşatıyordu insanı.
Hayvan yetiştirici, limanların oğlu,
sabahın esmer kaptanı
ya da tonla sokağın kemirgeni:
Hepsi günlük kısa ölümlerini
bekleyerek tükendi
ve her günün uğursuz başarısızlığı
titreyerek içtikleri kara bir kadeh gibiydi.