Özgüvenimizi en çok güçlendiren ve bizi kendimizle en çok uzlaştıran şey devamlı yaratma yeteneği, günbegün ellerimizle bir şeyler meydana getirdiğimizi görmektir. Modern çağda hüsrana uğrayanların sayısının artması ve bireylerin kitle hareketleri tarafından daha kolay etkilenmelerinin nedenlerinden biri belki de el sanatlarının zayıflamış olmasıdır.
Birçok şeye sahip olduğumuz halde daha fazlasını istediğimiz zaman ki hüsranımız, hiçbir şeye sahip olmayıp bazı şeyler istediğimiz zamanki hüsranımızdan daha büyüktür.
Birçok şeyin yokluğunu çektiğimiz zaman ki hoşnutsuzluk, sadece tek bir şeyin yokluğunu çeker gibi olduğumuz zamanki hoşnutsuzluğumuzdan daha azdır...
Bir ulusun alt unsurlarının onun seyri üzerinde etkide bulunabilmesinin sebebi, bu kişilerin mevcut düzeni hiç ama hiç umursamamalarıdır. Bunlar kendi hayatlarını ve mevcut düzeni düzeltilemeyecek kadar kötü bulurlar ve her ikisini de yıkmaya hazırdırlar; bu nedenle pervasız olurlar, kaos ve anarşi de onların istediği şeylerdir. Bunlar bozulmuş ve anlamsızlaşmış benliklerini, heyecan verici, debdebeli ortak bir girişim içinde eritmeyi de candan arzu ederler; bu nedenle birlikte hareket etme eğilimi gösterirler. Dolayısıyla bu kişiler devrimlerin, kitlesel göçlerin, dini, ırkçı ve şovenist hareketlerin ilk taraftarları arasına katılıp bir ulusun karakterini, tarihini şekillendiren isyan ve hareketlere damgalarını vururlar...
Hiç şüphe yok ki benmerkezci hayatımızı bencil olmayan hayatla değiştirdiğimizde özsaygımız muazzam derecede güçlenir.
Diğerkâmların, hatta had safhada tevazu sergileyenlerin kibri uçsuz bucaksızdır.