Uzun zamandır beni bu düzeyde etkileyen bir kitap okumamıştım. Normalde okuduğum kitaplari zamana yayarak okurum fakat Ezilenler kitabını 2 günde okuyup bitirdim. Resmen boş vakitlerimin hepsinde beni çağırıyor gibi hisseder ve kaldığım yerden okumaya devam ederdim. Bu kitapta kişiyi etkileyen olay örgüsü değil, Dostoyevski'den alışık olduğumuz insan manzaralarıni çok güzel işlemesiydi.
Prens: vicdansız, merhametsiz ve aile bireylerini çıkarları doğrultusunda kullanan bir baba.
Nataşa: gençliğin verdiği taşkınlıkla aşkı için fedakar ve acı çekmeyi göze almış bir aşık
Vanya: geçimini yazarlıkla sağlamaya calismasina rağmen yoksul bir hayat sürmeye devam eden ve Natasa' ya olan aşkını sonuna kadar sürdüren bir yazar, bir aşık ve merhametli vicdanlı bir genç
Alyoşa: ailesini bırakıp kendisine gelen aşkı Nataşa'dan yavaş yavaş soğuyup Katya ya aşık olmasıyla kendisine büyük fedakarlık gösteren Nataşa yi terk eden uçarı biri ve Nataşa ile birlikte olduğu tüm zamanlarda Nataşa ile devam edip etmeme konusunda kararsız ve iradesiz bir genç.
Nelli: hikayenin en acıklı kişisi hikayesiyle insanın içine kor ateşini düşüren. Çok acı çekmesine rağmen güçlü bir iadesi ile de hayranlık uyandıran bir çocuk.
Kitapta yukarıda yazdığım ve yazmadığım diğer tüm karakterler aslında her zaman hayatta karsilasabilecegimiz karekterlerdir. Kitabı okurken sanki bir tanıdığınız başından geçen bir olayı size detaylı ve duygulu bir şekilde anlatıyor. O tanıdığınız kişinin bütün hikayesine ortak oluyormuşsunuz gibi bir his de uyandırıyor. Çok güzel, çok güzel, çok güzel.