Bir yerde balıklarla ilgili bir çalışma yapıldığını okumuştu. Balıklar insanlara çoğumuzun zannettiğinden daha çok benziyordu.
Balıklar da depresyona giriyordu. Zebra balıklarına testler uygulanmıştı. Bir akvaryum alıp gazlı kalemle tam ortasına yatay bir çizgi çekmişlerdi. Depresyonda olan balıklar çizginin altında kalmıştı. Ama aynı balıklara Prozac verildiğinde hepsi de çizginin üstüne suyun yüzeyine kadar çıkmış yeni doğmuş gibi oraya buraya yüzmüşlerdi.
Balıklar uyaranlardan yoksun kaldıklarında depresyona giriyordu. Her şeyden yoksun kaldıklarında. Hiçbir şeye benzemeyen bir akvaryumun içinde kapalı kaldıklarında.
"Annem dönüp bana baktı, hafifçe gülümsedi ve avucuyla yanağımı okşadı. Ardından saçlarımı, omzumu ve sırtımı da sırayla okşadı. İçimi sızlatan bu sevgisinin iliklerime kadar işlediğini hatırlıyorum. İnsanın iliğini donduran yüreğini daraltan... O zaman anladım... Sevginin ne korkunç bir ıstırap olduğunu."