kadın güçlendikçe, itiraz ettikçe, özgürleştikçe iyice işlevsizleşip vahşileşen o “adamlık” meselesiyle yüzleşmek bizim için belki iyi bir başlangıç olabilir. davranışta, düşüncede ve dilde.
erkek şiddeti. erkek terörü. erkek cinayetleri.
kültürümüzde kabul gören erkek hoyratlığı.
yenilgiyi kabul etmeyi öğrenemeyen erkek. “ya benimsin ya kara toprağın” diye hissederse can alma hakkı olduğunu sanan “adam”.
“adamsın” diye övmeyi, yerli yersiz dayılanmayı, çeteleşmeyi, biat etmeyi, fiziksel güç kullanma tehdidini ve fiziksel güç kullanmayı seven; kimseyi dinlemeyen, derdini anlatamayan, kendi duygu dünyası hakkında en ufak farkındalığı olmayan ama kendini üstün gören bir “varlık”.
bu varlığı bu haliyle el üstünde tutan hiçbir tavrın, düşüncenin insanlığa faydası yok. insanlar arası ve toplumsal çelişkilerin çözümünü kavgaya, savaşa varmadan bulmakta erkek egemen sistemler hiç de başarılı olmuş gibi görünmüyor.
“erk” ile ilgili her konuda, bir karar verileceğinde, siyasette, diplomaside, hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tarih olduğunu görmeyi umuyorum.
ayrıca kadın yöneticilerin, her alandaki kadın karar vericilerin daha doğru kararlar vereceğine, kadın sanatçıların, kadın düşünürlerin ve bilim kadınlarının dünyayı anlamak, değiştirmek ve güzelleştirmekte devrim üzerine devrime imza atacağına inanıyorum.
Harun Tekin
#istanbulsözleşmesiyaşatır #8martkadınemekçilerigünü