Burak BAĞRIAÇIK, Beyaz Kale'yi inceledi.
 Dün 00:58 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı. Yazarın, kitabı okumadan önce Türk'e, tarihine, kültürüne karşı görüşlerini bilerek okudum. Açıkça söylemek gerekirse Orhan Pamuk edebi kişiliğini bir yana bırakıp eleştirirsek, her ne kadar Nobel'e layık görülse de benim gözümde 'Vatan Hainidir'. Keşke bunları söylemesem, keşke Nobel almış bir Türk aydınımız olarak övünç kaynağımız olsaydı ama işte kendisi bunu istemiyor.
Peki neden bu kadar sert eleştirdim kendisini: Yanlış hatırlamıyorsam 2005 yıllarında kendisine ait şu sözleri sarf etmiştir: "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü ama hiç kimse bunları konuşmaya cesaret edemiyor" Şimdi kendisini az biraz Türk gören birinin, şu sözleri vicdanına nasıl yedirmesi beklenebilir? Siz okurlara soruyorum. Sadece bununla da bitmiyir iş. Pamuk kitabıyla ilgili sözlerinde Tarihi olayları anlatmak gibi bir derdinin olmadığını söylüyor. Kurgu üzerine ayarlandığından bahsediyor. Ama Osmanlı'yı 600 yıl 3 kıtada hüküm sürmüş bir devleti geri kalmışlıkla, acımasızlıkla, padişahlarını aptallıkla, Osmanlı'yı hoşgörülü bir imparatorluk olduğu biliniği halde, din konularında baskıcı olduğunu dolaylıca anlatmayı da ihmal etmiyor ne hikmetse.
Kitaba gelirsek kendisin de ifade ettiği gibi, romandaki ana olayları hangi kitaplardan okuyup nasıl topladığını söylüyor bizlere: Osmanlı'lardaki ilmi, 'Niye benim ben?' sorusu, çocuksuluk ve silah yapma tutkusu, kitap kurtluğu, yıldızla ilgili araştırmalar gibi. Bu kitabı yazmak için okuduğu kitaplardan çıkardığı temanın "İyilik yapmak, başkalarına yararlı olmak için yanıp tutuşan bir kahraman!" olduğunu belirtiyor. Kitapta Batı'ya özentilik durumunu kitabın sonunda Beyaz Kale üzerine yazısında şöyle ifade ediyor: "Belki de, insanların kendilerini, okudukları kitaplarla değil, işittikleri sözler ve başkalarına duydukları hayranlıklarla değişirdiği bir ülkede yaşadığımız için, Kâhin'imin, bilimi Batı'dan gelen birisinden öğrenmesine karar verdim." Kâhin dediği Osmanlı olan Hoca. Batı'dan gelip bilimi öğreten de Venedikli bir esir. Efendi-köle ilişkisini bu iki kişi arasında ortaya çıkarıyor birbirleriyle aynı masada oturup tartışmalarıyla birlikte.
Şunu da belirtiyim: Murat Bardakçı'nın Beyaz Kale'nin inhialle oluşturulduğuyla ilgili yazısı var. Ben onun yalancısıyım. Açıp okuyabilirsiniz.
Ama kitap edebi olarak güzel bir eser. Kurduğu cümleler etkileyiciydi. Bazen durağan gelebilir ben bazı yerleri 2-3 tekrarla okumak dışında fazla zorlanmadım.
Bundan sonra Orhan Pamuk okuyacakmıyım? Tabi ki okuyacağım. Sizlere de bi tavsiyede bulunmak istiyorum. Eğer okuduğunuz bir kitapla ilgili eleştiri yazısı bukabiliyorsanız mutlaka okuyun derim. O zaman daha da gelişebiliriz. İyi okumalar herkese..

B.BAĞRIAÇIK

ebru cemre, Unutkan Ayna'yı inceledi.
23 May 21:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

#unutkanayna 1915 yılında Nevşehir'de geçen on günlük bir zaman dilimini saat saat aktarıyor bizlere.
Kurgusu Ermeni tehciri üzerine ve film tadında merakla okunan,su gibi akıp giden bir kitap
Kitapta karakterler çok.Türk,Ermeni,Rum,müslüman ve gayri müslimler... Hepsi birbirinden farklı karakterler ancak asla karışıklık yaratmıyor aksine kitaba renk katıyor.
'
Kapıları işaretlenen Ermenilerin evleri aranıyor.Falakaya yatırılıp sorgulanıyor ve aşağılanıyorlar...
Vatan'ı bildikleri topraklardan zorla tehcir ediliyorlar.
Ne yazık ki sanki hepimizin gideceği yer aynı değilmiş gibi vicdansızca davranan,insanlara dininden,dilinden,kendi tercihlerinden dolayı baskı yaparak onları göçe zorlayanlar var.
Bu insanlık ayıbı geçmişten günümüze hala devam etmekte.
Boş yere yaşanan üzüntüler,acılar,kaybedilen hayatlar...
Keşke herkes "Yaratılanı severim,yaratandan ötürü" sözünü düstur edinebilse...
'
Geçmişimize ayna tutan bu samimi kitabı için sevgili @gursel_korat 'ı tebrik ediyorum

Sergenn, bir alıntı ekledi.
23 May 01:08 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Göçün gösterdiği sefalet manzarasına gelince: Rus istilası sırasında Ermeni zulüm ve cinayetlerinden kurtulmak için Diyarbakır üzerinden Halep ve Adana yoluyla Konya'ya ve Erzurum ve Erzincan'dan Sivas'a iltica etmiş olan Kürt ve Türk göçmenlerinin gösterdikleri manzara bundan daha az safilane değildi. Fakat o zavallılar, Müslüman oldukları için raporlar hiçbir Alman veya Amerikalı misyoner, onlar için raporlar yazmadı ve onların felaket ve sefaletini edebi bir dille anlatmak gereğini vicdanında hissetmedi.

Hatıralar, Alpay Kabacalı (Sayfa 412)Hatıralar, Alpay Kabacalı (Sayfa 412)
Geyikli Gece, bir alıntı ekledi.
22 May 23:51

"Gerçi bu ülkeden değişik yerlerinden uğursuz işaretler (Türkiye’nin Ermeni holokostunu ta­nımaması, gazetecilerin tutuklanmaları, Kürtlerin statü meselesinin çözümlenmemesi, Osmanlı İmparatorlu­ğumun geleneğini diriltecek daha büyük Türkiye arayış­ları, zaman zaman dini kuralların dayatılması, vb.) gel­miyor değildi, ancak bunlar, büyük resmi bozmasına izin verilmemesi gereken küçük lekeler olarak göz ardı ediliyordu.
Derken Taksim Meydanı protestoları patlak verdi. Herkes biliyor ki, protestocuların ‘asıl derdi’, İstanbul’un göbeğinde Taksim Meydanı’nm dibindeki bir parkta kök­ten değişiklik yaparak, burayı bir AVM’ye dönüştürme planı değildi; söz konusu olan, sebepleri daha derinlere uzanan bir huzursuzluktu."

Dünyadaki İsyanların Anlamı, Slavoj Zizek (Sayfa 5)Dünyadaki İsyanların Anlamı, Slavoj Zizek (Sayfa 5)
Cemal Şahin, bir alıntı ekledi.
22 May 15:59

"Din-ü devlet...
Din ve devlet kelimesinin Osmanlıca terkibi..
Osmanlı bir saltanattır. İslam devleti değildir.
Çivicizade'den sonra Şeyhulislamlar görevden azledilebilmişler, sürgüne gönderilenler de olmuş...yani birer memurdurlar..
Şeyhulislamlara "Bre Hoca bu iş din işi değüldür, siyaset işüdür" diyen, devlet işlerine ulemayı karıştırmayan mebzul miktarda Padişah da mevcuttur.
Şahın nikahlı karısını haremine atanlar da olmuş!
Yirmi küsur kardeşini katledenler de..
Şarap testisinin dibini vuranlar da vardır.
Başbakanlarının çoğunun Rum, ermeni ya da devşirme olduğu çok uluslu, çok kültürlü bir devlet... Özerk eyaletler vs. vs...
Merkezi idareyi tanımadığı için, II.Mahmut sonrası sık sık isyan eden Kürt Aşiret reisleri, Peygamber torunu seyyitler de vardır bu isyancılar arasında Zira yüzlerce yıl merkezi yönetimden emir almaya alışmamışlardı.
Yeniçerileri ganimet için ya da siz ona çapul ve yağma deyin savaştıkları, daha sonraları resmen mafya ve eşkiyalık yaptıkları bir askeri sistem..
Devletsiz din olmaz diyen zihniyet işte bu din-ü devlet geleneği genlerine işlemiş kesimdir...
Oysa Devlet; devlettir. Siyasi bir yapılanmadır. İnsanlar tarafından yönetilir. Yani İnsanîdir, ilahi ve semavî değildir. Her bir yönetim insan kadar kusurlu veya kusursuzdur.
İslam devleti olmaz! Devletin İslami vasıfları olur. Hukuk, kanun devleti olur. Adalet, ehliyet, emanet ve liyakate riayet eder...
Yerlerin ve Göklerin mutlak hükümranlığı Allah'ındır...
Devletlerin yönetimi İnsanlarındır..
Bu yüzden devlet kutsal değildir...
Bütün itikadi mezheplerin çıkış noktası siyasettir.
Devleti ben yöneteceğim, sen yöneteceksin meselesi!
Yani dünyalık derdi...saltanat sevdası... Güç savaşı...
Büyük günah meselesinin altında da bu iktidar savaşı vardır. Tekfir'in nedeni budur.
Bugüne kadar itikadı/inancı için öldürülenlerin oranı, siyaseten /iktidar kavgasında öldürülenlerin binde biri değildir.
Hallaç bile Zerdüşt /Zındık olduğu için değil, devlete savaş açmış Karmatilerin aktif bir daisi/ davetçisi olduğu için öldürülmüştür...
Din-ü devlet birlikteliğinde hamile kalan, zarar gören hep din olmuştur.
Din siyasilerin iktidar enstrümanı/aleti mesabesine inmiştir. Siyasilerin hataları da dine yüklenmiştir."

İslam'ın Pavlusları -2, Saadettin Merdinİslam'ın Pavlusları -2, Saadettin Merdin
can esen, bir alıntı ekledi.
22 May 14:37 · Kitabı okuyor

Kimdi bunlar?Rum mu? Türk mü? Ermeni mi? Yo, iyilik gibi kötülüğün de dili,dini,ırkı,milleti, milliyeti yoktu.

Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 311)Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 311)
Lina Halimova, Medine Müdafaası ve Fahreddin Paşa'yı inceledi.
22 May 11:52 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitap Dünya Harbinde,Fahreddin Paşanın İngilizlerle anlaşarak (burayı arap sevdalıları on kez okusun )Osmanlı devletine karşı harekete geçen Arapların isyanını son damla kana ,son mermiye ,son hurma çekirdeğine dek nasıl müdafaa ettiğini anlatıyor.Kitapta ermeni TEHCİRi (büyük harflerle yazdım ki anlaşılsın) olaylarında gösterdiği başarılara da yer verilmiştir.Her ne kadar bugünlerde sebepsiz yere ermeniler sebepsiz yere öldürüldü diye MASAL’lar anlatılsa da, tarih yapanın Ve ya gerçeğin değil.Yazanın ,hatırlayanın ,anlatılanın, yansımanın ,canlı tutanın Ve sahip çıkanın ettiği tarzda şekillenir .Bu hep böyle idi ve böylede devam eder...Fahreddin Paşa her düşmandan daha zalim olan açlığa karşı iki buçuk sene müdafaa Ve muhafaza etmiş. Türklerin Çanakkale de gösterdikleri kahramanlığı, Fahreddin Paşa da Hicaz da kutsal topraklarda göstermiştir . Bir sürü emirler ve arkadaşlarının cebri müdahalesi ile ancak esareti kabul etmiştir ve şehri boşaltmıştır.Fahreddin Paşanın
“Kalk! Kalk Ya Muhammed...Allah’ın Resulü kalk! Ve sana inanan,senin İçin burada çarpışanlara görün !... Tanrının yardımını bize ulaştır!...” sözleri beni çok etkiledi .Bir Türk Askerinin sözünden geri dönmeyeceğinin ve vatanı ,milleti ,Peygamberi İçin nelere katlanabileceğinin örneklerinden biridir Fahreddin Paşa bana göre.Tarih gösteriyor ki ;
BÜTÜN ARAP ÜLKELERİNE BİR ATATÜRK VE BİR FAHRETTİN PAŞA LAZIMMIŞ

“KUDÜS BİZİM KIRMIZI CİZGİMİZDİR ” diye FİLİSTİN için dünyayı haklı olarak ayağa kaldırdık, Dogu Küdüs’ü Filistin’in Başkenti ilen ettik ama,
FİLİSTİN’in Türklerin Ermeni Soykırımı 100. Yıldönümü anısına hatıra pulu bastırdığını unuttuk.
Ermeni “soykırım” iddialarının 100. yılı nedeniyle Filistin’de 26.04.2015 tarihinde bir pul bastırıldı. Ermeni Haber Ajansı, pulun Filistin’de bastırıldığını duyurdu. sosyal medyada tartışma yaratan “Ermeni soykırımının 100. yılı” anısına basılmış pul için “Filistin Ermeni Soykırımının 100. yıldönümüne adanmış bir pul ” ifadelerini kullanmıştı.
O zamanlar söz konusu pula Türk İslamcı kesimden eleştiri gelmişti. Söz konusu pul için “Bu pul, Filistin hükümetinin bilgisi dışında bastırmış anı puludur” ifadelerini kullanılmıştı.
Yerlere göklere sığdıramadığımız Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas ise 18 Ocak 2016’da kutlanan Ermeni Noel Yortusuna katılmıştı. Bethlehem’de Ermeni kilisesinde yapılan törenden sonra konuşan Abbas, Ermenilerin “bu toprakların tuzu” olduklarını ve bu toprağı asla terk etmeyeceklerini dile getirmişdi.
Mahmud Abbas, Filistin halkının içinde bulunduğu vahim durumu Türk Soykırım yıllarında Ermenilerin durumuna benzetmişti. Filistin Cumhurbaşkanı Ermeni mevkidaşı Serj Sarkisyan’ı Filisein’e davet ettiğini, Sarkisyan’ın davetini kabul edeceğini ümit ettiğini söylemişti.

Türkiye tarafından devlet olarak tanınan FİLİSTİN, 40 yıldır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini devlet olarak TANIMAMAK’da ısrar eden devletler arasındadır.
Filistinlilerin PKK’nın kuruluş aşamasında PKK’lı teröristlere kendi kamplarında savaş eğitimi vermişlerdir. PKK’lı teröristler 1982 yılında İsrail’in işgalinde Filistinliler’le yan yana savaşmışlar ve 11 pkk'lı terörist ölmüş, 15’i de İsraile esir düşmüştür.
1980’li yıllarda PKK ile Filistinli Navaf Havetma ortak bir kamp yapmışlar ve birlikte bu kamplarda eğitim görmüşlerdir. Daha sonra bu kamp tamamen PKK teröristlerin kampı olarak “Mahsum Korkmaz Akademisi” olarak anılmıştır. 1992’de kapatılana kadar Mahsum Korkmaz Akademisi’de PKK teröristler eğitim görmüşlerdir. Kısaca PKK kuruluş ve gelişmesinde Filistin örgütlerinin, Filistin halkının desteği ve katkısı vardır.

Ezilen ve işkence gören Filistin halkının yanında durmak, yardım etmek bir insanlık görevidir. Ama geçmişte olanlarıda unutmamak şartı ile.
Dr.Güler

Elif Peksöz, Ermeni Kızı Kürt Anası'ı inceledi.
21 May 17:54 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

1. Dünya Savaşı esnasında osmanlıya karşı yabancı devletlere yardımda bulunan ve ülke içinde karışıklığa sebep olan bir kısım Ermeniler yüzünden suçlu ya da suçsuz tüm Sivas Ermenilerinin güneye tehcir edilişini anlatıyor yazar. Hacı Osman amca örneği ile bir dönem senin-benim kapışmaları olmadan nasıl da içiçe,biz bize yaşadığımızı gösteriyor. Tehcir esnasında ve sonrasında yaşananları anlatırken dürüstlüğün,merhametin,vicdanın dini ve ırkı olmadığını;her dinden her ırktan insan iyi veya kötü,doğru veya yanlış olabilir. İçerik olarak tatmin edici olsa da dil kullanımı,üslup ve anlatım tarzı olarak tatmin edicilikten çok uzaktı. Aynı ya da benzer cümleler ile sürekli yapılan tekrarlar,olay bütünlüğünden kopularak verilen siyasi ve tarihi bilgiler bütünlüğü ve akıcılığı bozuyordu. Aralıklı sürede okuyanlar için rahatsız edici olmayabilir ama bir solukta okuyanlar için hayli sıkıcıydı. Okumak mı?size kalmış ️ Kitapla kalın.