Roman yazmak zor da aşkı sürdürmek mi kolay?
9/10
·631 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
Vedat Türkali'nin romanlarını keyifle okuyorum. Kitabından uyarlanan ve beğenildiği için ikinci sezon da devam etmiş olan Fatmagül'ün Suçu Ne? dizini de merak ve heyecan içinde izlemiştim. Bu kalın romanında, muhteşem bir şekilde aşk öyküsü anlatıyor. Her zamanki gibi bu aşk da dönemin siyasal kültürü ve olaylarıyla içiçe yaşanıyor. Ayrıca, eski ve sonraki TKP, Ermeni ve Kürt sorunları gibi konular da tartışılıyor. Çoğu kitabı kalın olsa da, hiç sıkmıyor, kolay okunuyor, zevk veriyor. İronik satırlar güldürüyor, siyasal baskı altındaki aşk bir maceraya dönüşüp heyecanlandırıyor, hatta sarsıyor. İyi ki modern dönemde de böyle üstün nitelikli bir yazarımız var diye düşündürüyor.
Edebiyat
Kayıp RomanlarVedat Türkali · Everest Yayınları · 20041,543 okunma
10/10
·558 syf.·
2026 8. kitabı
İçinde tarihi bilgiler barındıran kitaplar okumaya bayılırım. Ahmet Ümit ilk defa okudum. Çok sürüklendim. İttihat ve Terakkiye vatan kurtarma ümidiyle giren Şehsuvar Sami vatan uğruna sevdasından vazgeçer. Fakat sonra yaşananlar, Enver Paşa’nın hırsı teşkilata duyduğu güveni yavaşça yok etmeye başlar. Uğruna katil dahi olduğunu, sevdasından vazgeçtiği teşkilat göz göre dağılmış, doğup büyüdüğü topraklar, Selanik elden çıkmıştır. İçinde İttihat ve Terakki’nin doğuşundan batışına kesitler, Ermeni tehcirinin bir Ermeni gözüyle değerlendirilmesi, Selanik’in kaybı, Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal ve Enver Paşa’nın çatışmaları, Enver Paşa’nın hırsı, 1.Dünya Savaşı’na sürüklenişimiz ve nedenleri eski bir ittihatçı olan Şehsuvar Sami’nin sevdiği kadın Ester’e yazdığı mektuplarda kısa kısa ele alınıyor.. Sonu sizi şaşırtacak o yüzden söylemiyorum. Kesinlikle okunmalı.
Elveda Güzel VatanımAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201514bin okunma
Reklam
Puan vermedi·408 syf.··
2026 13. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 05:32
Malzeme olarak çok güçlü bir yere sırtını dayamış, Türkiye’nin elli yıl önceki siyasi çalkantılarını, toplumsal değerlerini ve Ermeni çetelerinin suikast hazırlıklarını konu alması bakımından dönem ruhunu yakalamış bir iş. Gelgelelim, hikayenin işleniş kısmı açısından, yazarın kullandığı dil maalesef çok sığ ve kelime dağarcığı epey dar kaldı. Özellikle karakterlerin kendi kendilerine konuştuğu sahnelerde hep aynı tarz, kalıplaşmış cümleler dönüp durdu. Olaylar okuyucuya yaşatılmadı, yani gösterilmedi, onun yerine sürekli "anlatıldı.". Dolayısıyla kurgu derinleşemedi ve üslup epey zayıf kaldı. Dönem hikayelerini sevenler şans verebilir ama edebi bir derinlik beklentisiyle açmamak lazım.
Melek Terörist FahişeOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20221,893 okunma
Puan vermedi·768 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap başta normal bir polisiye gibi görünürken ilerleyen sayfalarda renk değiştirerek tarihi sahneleri ele alır ve 2. Meşrutiyetin ilanına kadar geçen süreci olay kahramanları üzerinden anlatır. Akıcı bir kitap polisiye ve tarih severlere önerilebilir. Hafif özet şeklinde bir notta düşecek olursam; Osmanlı’nın son padişahlarından sayılan ikinci Abdülhamit’in polisiye romanlarına tutkunluğu herkes tarafından bilinirdi. Ermeni kökenli Osmanlı tebası, köklü bir aileye mensup gazeteci yazar bu tutkuyu bilerek bu kitapta Sherlock ile Abdülhamid‘i birleştiriyor; payitahtta belli başlı cinayetler başlıyor cesetler üzerinde M.A yazılmakta uzun süre katiller aranır fakat bir sonuç elde edilemez sonunda ünlü hafif Sherlock a telgraf çekilerek İstanbul’a davet edilir ve cinayetler tek tek aydınlatılmaya başlanır failler İttihatçılardır.
Abdülhamid ve Sherlock HolmesYervant Odyan · Everest Yayınları · 202096 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
"BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ" Gece vagonun içi karanlık. Annemin anlattığına göre kadının biri bana, 'Hadi Vartan bir şarkı söyle de biraz şenlenelim,' demiş. Ben de şöyle bir şarkı tutturmuşum: 'Elinde bir deste gül Gülistan'dan geliyor, Yavuklusu yanında Al yanaktan öpüyor.' Vartan İhmalyan, 1913’te Konya’da doğdu. 1944’te Robert Kolej’in mühendislik bölümünden mezun oldu. Ardından Fransa, Macaristan, Polonya ve Çin derken 1961’de Moskova’ya yerleşti ve 1987’deki ölümüne kadar orada yaşadı. Bir mühendis, bir göçmen, bir dil sever. Ve Türkiye’yle bağı hiç kopmayan bir yürek. Edebiyatımızda “İhmal Amca” olarak tanınan, çocuklara armağan ettiği masallarla hafızalara kazınan Vartan İhmalyan’ın Bir Yaşam Öyküsü, 20. yüzyılın çalkantılı coğrafyasında bir Ermeni, bir Türkçe sever, bir komünist ve bir entelektüel olarak var olma mücadelesinin belgeseli. Kitap, onun “Benim iki anadilimden ilki Türkçe’dir” sözünü edebi bir kimlik tanımı olmaktan çıkarıp derin bir tarihsel ve siyasi bağlama oturtuyor. Eserin, Vedat Türkali ve Mete Tunçay’ın değerlendirme yazılarıyla birlikte sunulması bakımından da kıymetli; çünkü bu isimler hem İhmalyan’ın tanığı olduğu dönemin hem de Türkiye sol hareketinin önemli aktörleri. Peki, bu anı kitabını diğerlerinden ayıran şey ne? Neden hâlâ okunmayı hak ediyor? İhmalyan anılarına 1915’e, Konya’dan kalkan bir trenle başlıyor. Henüz iki yaşında olmasına rağmen aile büyüklerinden dinlediği bu travmayı şöyle aktarır: “Derken, günün birinde katar katar hayvan vagonlarına binmiş, Doğu’ya gidiyoruz. Bende bir sevinç, bir sevinç ki trene binmişim diye. Oysa sürgüne gidiyormuşuz.” Bu masum bakış açısıyla söylenen söz, Ermeni tehciri gibi bir kırılma anını edebiyata taşırken, aynı zamanda ailesinin nasıl kıl payı kurtulduğunu (Ereğli’de ambar müdürü olan bir
Edebiyat
Bir Yaşam ÖyküsüVartan İhmalyan · Cem Yayınevi · 201210 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Okuduğum ilk Ermeni yazar ve kitap .Ben ilk incelememi bu kitap üzerinde yapmak istedim. Çünkü kendi kökenimden birini tercih etmek benim için daha değerli olur... Kitabı elime alıp arka kapağını okurken bir cümlede "Bitlis" adını gördüm. İlk başta şaşırmıştım; yabancı bir yazar neden Türkiye'deki bir şehirden bahsediyordu? Sonra yazarın soyadına tekrar baktım: -Saroyan- O anda bunun bir Ermeni yazar olabileceğini düşündüm; çünkü Ermeni soyadlarında genellikle"-yan" eki bulunur. Kitap, yurtlarından koparılmak zorunda kalan insanların hikâyelerini anlatıyor. Doğdukları, büyüdükleri ve anılar biriktirdikleri topraklardan ayrılıp hiç bilmedikleri yerlere gitmek zorunda kalan mülteci ailelerin yaşadıkları acılar kısa öyküler aracılığıyla aktarıyor. -----spoiler içerir----- Beni en çok etkileyen öykülerden biri, çocukken ailesiyle birlikte Türkiye'den ayrılıp Amerika'ya yerleşen bir Ermeni profesörün hikâyesiydi. Yıllar sonra evlenip çocuk sahibi olan bu adam bir kaza geçiriyor ve hafızasını kaybediyor. Ancak hafızasından geriye kalan tek şey çocukluğunun dili olan Ermenice oluyor. Eşi ve çocukları onunla iletişim kuramaz hâle geliyor. Ve hayattının geri kalanında onlar ile hiç bir şekilde konuşamıyor... Kitapta aklımdan çıkmayan bir cümle vardı: "Geri dönmesinler diye mezarlar bile tahrip edildi." Yalnızca mezarları değil, evlerini ,kiliselerini yaktılar bir halkın geçmişini, hatıralarını ve izlerini yok ettiler . Yazar, geride bırakılan evlerin, kiliselerin ve anıların yok edilmesini büyük bir hüzünle belirtiyor...
İnsan ve Hayat
Ödlekler CesurdurWilliam Saroyan · Aras Yayıncılık · 2018329 okunma
Reklam
Reklam