"Oğulcağızım! Yol ikidir. Biri aşağıdan yukarıya çıkmak, di-
ğeri de yukarıdan aşağıya düşmektir.
"Sana bu konuda bir örnek vereyim:
"Kapımızda bulunanlardan birisi adaletle, hakla hareket et-
mezse, yanımızda bir mevkiye sahip olabiliyor mu? Ama ada-
letle, hakla hareket ederse, her gün bize biraz daha yaklaşmış
olmaz mı? İnsan da böyledir. İnsan adaletle hareket ederek bü-
tün ışıklara baskın olan ışıklar evrenine yaklaşmak için, yar-
dımcıları olan bedensel güçlerini akıl yolunda yürütürse, bir
süre sonra, o evrene ulaşma konusunda bir yol almış olur. Bu
ilk yolu almış olmanın belirtisi, herhangi bir kimsenin gözün-
de, aşağı evrendeki işleri eleştirecek ölçüde ışık ortaya çıkması-
dır.
"Bundan sonra, yolun ortasına gelmiş ya da orta yola ulaş-
mış olan kimse aşağı evrene durmadan gelen ışıkları görebile-
cek dereceye yükselmiş olur.
"En son ve en yüksek basamağa yükselmiş olan kimse, var-
lıkların gerçekliklerini görmüş, öğrenmiş, bunların gerçeklikle-
rine ermiş, adalet ve hak doğrultusunda bunlar üzerinde tasar-
ruf yapma hakkını kazanmış olur. Sana şunu söylerim ki:
"Eğer sen, senin her sevdiğini kabul eden ve her istediğini
yapan bir kadına sahip olmak istiyorsan, buna olanak yoktur.
Eğer iman yoluna girmek ve güvenlik içinde bulunmak istiyor-
san, bu Absal faciresinden kendini kurtar, koru...
"Senin ona gereksinimin yoktur. Onunla düşüp kalkmaktan
sana yarar gelmez. Sen, bu evrenin giysilerinden soyun; ben sa-
na yüce evrenden bir kız alayım. O, seni sonsuz birlikteliğine
ulaştırır; aynı zamanda, Allah da senden hoşnut olur..."