Mehmet Sadun Bozok, aile bağları sayesinde hem tarihî hem de insani bir perspektiften olaya yaklaşmış. Kitabı okurken sadece bir "yaverin" değil, Atatürk'ün en güvenilir insanlarından birinin iç dünyasına tanıklık ediyoruz.
Özellikle Bozok'un Atatürk'e olan sadakati, vefası ve son anlarında yaşadığı duygular gerçekten insanın içine işliyor.
Dil sade, akıcı ve sürükleyici. Kitap tarih kitabı havasından çok, yaşanmış bir dostluğun hikâyesi gibi. Atatürk'ü ve dönemin atmosferini daha yakından tanımak isteyen herkesin okuması gereken bir eser olmuş.
Suriye'de Olup Bitenleri Yüzeysel Olarak Anlamak İçin Okunabilir
Ancak Genel Hatlarıyla Değerlendirme Yaptığımızda Konuya Vakıf Olanlar İçin Zayıf Kalacak Bir Kitap
Emekli Topçu Albay Talat Turhan'a göre de eğer Gürkan biraz cesur ve dirayetli olsaydı Hava Kuvvetleri Karargahındaki toplantı sonrasında bu darbe Gürler'siz ve Batur'suz da yapılabilir, karşı darbe önlenebilir, planlamış oldukları darbe ise başarıya ulaşabilirdi, görüşündedir?:
"Ben Celil Gürkan'ın yerinde olsaydım; bir faşist cunta Türkiye'yi geriletmek için ve benim de gücüm onları aşmaya müsait, ben onu aşarım. Güç var elinde. O anda gücü kuracaksın. İşte ihtilalci o demek. Seni alaşağı eden, alaşağı etmek isteyen faşist kanadı sen alaşağı edeceksin."
9 Mart toplantısı fiyasko ile neticelenince ihtilalci düşler ile koridorda bekleyenlerden Dr. Memduh Eren somut durumun somut tahlilini öfke içinde gülerek biraz da muzip bir şekilde tek bir cümle ile yapacak ve son koyacaktır.
"Düdük harekâtı, güdük oldu."