Eren

Evrenin Temeli Olarak Dürüstlük
Evrensel adaletin en belirgin tezahürlerinden biri hem cansiz hem de canlı varlıkların özünde var olan mutlak dürüstlüktür Evrenin tüm düzeni bu dürüstlük üzerine kuruludur. Ali (as) bu konuda şunları söyler: "Yeryüzü, gökler, gece ve gündüz dürüstlük üzerine döner. Mevsimler birbirini takip eder, yağmur zamanında yağar ve güneş doğru zamanda doğar. Doğa, dürüstlüğü temel alarak varlığını sürdürür. Rüzgâr dürüst eser, kan damarlar içinde dürüstçe dolaşır ve çocuklar ancak dürüst ve güvenilir bir düzenle dünyaya gelir." Bu mutlak dürüstlük, varlığın temelidir ve evrensel adaletin kaynağıdır. Evrenin dengesi, bu dürüstlükten beslenir ve ona geri döner. Ali bin Ebu Talib (a.s) varoluşun dürüstlüğüne karşı güçlü bir farkındalığa ve derin bir bağlılığa sahipti. Bu nedenle, insanları gözlemleyerek ve onlarla etkileşimde bulunarak onları geliştirmeyi birincil hedefi haline getirdi. Gerçek terbiye, haya tin değerini ve varoluşun anlamını derinlemesine kavramaktan başka bir şey değildir. Ali'ye (a.s) göre, terbiye ancak kendine ve tüm maddi ya da manevi varlıklara karşı dürüst olmakla mümkün olur. Tıpkı evrensel adaletin dürüstlük üzerine kurulu olması gibi, terbiye de dürüstlük temeli üzerine inşa edilmelidir. Bu doğrultuda insanların üzerinde anlaştığı ama evrensel yasalarla bağdaş mayan birçok sözde terbiyeli davranış kuralı Ali'ye (a.s) gore terbiye kapsamına girmez
Sayfa 80 - Kalender Yayınevi
Reklam
Arkadaşımız "Şeyh Abdullah Mustafa el-Maragi" ve onun gibi "her türlü eski işi yeni işe tercih etmelidir" diyenleri muhatap alarak, onlara bazı sağlam kaynaklardan alıntılar yapabiliriz. İmam Ali bin Ebu Talib (a.s.), bu gruba şöyle buyuruyor: Diğer milletlerin kötü işleri yüzünden başlarına gelen acı cezalar gibi cezalardan sakının. Onların iyi ve kötü hallerini gözlemleyin, hatırlayın ve onlara benzer bir duruma düşmekten korkun." Bir başka yerde de şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınızı kendi ahlakınıza uymaya zorlamayın, çünkü onlar sizin zamanınızdan başka bir zaman için yaratılmışlardır. "Ayrıca, İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Hüküm verdiğinizde adaletle davranın ve asla atalarınızla övünmeyin. Şeref ve onur, yüksek gayretlerdedir, çürümüş kemiklerde değil." Ve "bilin ki, insanlar iyilikle kurtulurlar, akıllı ve düşünceli kimse, bugünü dünden daha iyi olandır."
Sayfa 184 - Kalender Yayınevi
Bizler, bir kadına değil, yalnızca milletimize sevdalıyız
1 Aralık 1915 gecesiydi. Anafartalar Grubu Karargâhında, adırın içinde sararmış haritalar, harap masalar ve sessizliğe gömülmüş belgeler arasında üç adam bir aradaydı: Mustafa Kemal, Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey ve eylül ayında Dinbaşı rütbesine ulaşmış çocukluk arkadaşı Fuat (Bulca). Savaş, hepsini sertleştirmişti. Ancak o gece, bambaşka bir konuyu tartışıyorlardı: Evlilik. Mustafa Kemal düşünceli bir biçimde başını eğdi, ardından başını kaldırıp Fuat Bey'e bakarak konuştu: "Vatan aşkı, diğer bütün aşklardan önce gelir... Ama insan bazen kalbinin en tenha köşesinde bir huzur arar." Fuat Bey başını salladı. “Doğru... Ama savaşta olan bir adamın kalbine huzur düşmez. Belki de bizler, bir kadına değil, yalnızca milletimize sevdalıyız."
Sayfa 91 - Destek Yayınları
Reklam