İnsan: Hata Payı Yüksek Bir Algoritma
İnsan, etten ve kemikten yapılmış en hür ama en tutsak hesap makinesidir. Doğduğumuz an "AC" tuşuna basılmış gibi bembeyaz bir ekranla başlarız hayata. Sonra dünya başlar üzerimizdeki tuşlara basmaya; her darbe bir rakam, her öpücük bir işlem, her veda bir bölme işareti bırakır ruhumuzda.
Dört İşlemin Çıkmazı:
Toplama: Hiç bitmeyen bir hırsla biriktiririz. Eşyaları, anıları, kırgınlıkları... Ekranımız dolup taşar ama toplam sonuç her zaman beklediğimiz o "mutluluk" rakamını vermez.
Çıkarma: Zaman en büyük operatördür burada. Önce çocukluğumuzu çıkarır bizden, sonra sevdiklerimizi, en son da hayallerimizi. Kalan her zaman biraz daha eksik, biraz daha borçludur geçmişe.
Çarpma: Sevincimiz çarpan etkisi yaratır bazen; bir gülüş bin kahkahaya dönüşür. Ama hüznü çarptığımızda, kederin karekökü olmayan o dipsiz kuyusunda kayboluruz.
Bölme: Paylaşmayı öğreniriz. Ekmeği ikiye, kalbi bin parçaya... Ama bazen hayat bizi öyle bir sayıya böler ki, sonucumuz "tanımsız" çıkar.
Görünmez Devreler
Bazılarımız bilimsel hesap makinesi gibidir; her şeyi analiz eder, her duygunun sinüsünü, kosinüsünü hesaplar. Mantığın soğuk gri tuşlarında gezinirken, hayatın irrasyonel sayılarını asla kabul etmezler. Oysa aşk, hiçbir makinenin çözemediği o meşhur x bilinmeyenidir.
Bazılarımız ise sadece temel işlemlerin peşindedir; ye, iç, uyu. Ama onların bile içindeki piller bir gün oksitlenir.
Asıl trajedi şudur: İnsan, başkalarının hayatındaki rakamları toplarken kendi değerini hep yanlış hesaplar. Bir başkası için "artı" olmaya çalışırken, kendi içindeki "eksi"lerde boğulur.
Hata Mesajı: Syntax Error
Ve bazen... Bazen hayat bize öyle bir denklem sunar ki, ruhumuzun ekranında o meşhur yazı yanıp söner: "Error." Mantık çöker, devreler