Kırmızı balık masum bir çocuk şarkısı değildir aslında.
Bu, “şimdilik iyiyim” diyen herkesin hikâyesidir.
Balıkçının gelişi; beklenmeyen bir sorumluluk, bir fırsat gibi sunulan risk, “sadece bir dene” denilen bir durum.
Balık oltayı gördüğünde kaçabilir. Kaçar da. Ama bu kaçış kurtuluş değildir, sadece ertelemedir. Çünkü balık hâlâ aynı göldedir, aynı sınırlar içindedir. Yani sorun dışarıda değil, düzenin kendisindedir.
Asıl hazin kısım burada başlar:
Balık kurtulduğunu düşünür ama balıkçı vazgeçmez.
Tıpkı hayat gibi.
Yetişkinlikte tehlike çoğu zaman kovalamaz, bekler.
Balık yorulduğunda, dikkati dağıldığında, “bir kere olur” dediğinde gelir.
Ve balık yakalandığında trajik bir çığlık yoktur.
Şarkı zaten orada biter.
Çünkü yetişkin dünyasında hikâyeler genelde tam kopuş anında değil, sessizce biter.