Empati, Adam Fawer’ın insan zihninin sınırlarıyla oynamayı en uç noktaya taşıdığı kitaplardan biri. Hikâye ilerledikçe şunu fark ediyorsun: Burada anlatılan şey sadece olağanüstü bir yetenek değil, insanın başkasının zihnine ve duygusuna ne kadar dayanabileceği.
Kitabın en çarpıcı tarafı, empati kavramını alıştığımız anlamından çıkarıp neredeyse bir lanet haline getirmesi. Başkalarının düşüncelerini ve duygularını hissetmek ilk bakışta büyük bir güç gibi dursa da, kitap bunu giderek bir yük olarak gösteriyor. Okurken sık sık “Bunu ben yaşasam kaldırabilir miydim?” diye düşünüyorsun.
Karakterler üzerinden ilerleyen gerilim, sadece dış olaylardan değil, zihinsel baskıdan besleniyor. Bu da kitabı klasik bir bilim kurgu ya da gerilim romanından ayırıyor. Olaylar kadar karakterlerin iç çatışmaları da ön planda. Bazı yerlerde tempo bilinçli olarak yorucu; çünkü okur da karakterle birlikte bunalmış hissetsin isteniyor.
Empati, bir şeyleri açıklamaya çalışan bir kitap değil. Daha çok rahatsız eden, düşündüren ve zihnin sınırlarını sorgulatan bir roman. Bitirdiğinde “iyi vakit geçirdim”den çok, “garip bir şeyler kaldı içimde” dedirtiyor. Bence kitabın asıl başarısı da burada.