''...Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.''
''...doktor bir ağlama duyar gibi oldu, duyulur duyulmazdı ses, ancak gözlerden süzülüp dudakların kenarına yavaşça akan, orada kaybolup, insanoğlunun anlaşılmaz sevinçlerinin ve acılarının sonsuz çevrimini yeniden başlatan gözyaşları çıkarabilirdi böyle bir sesi...''