Bizi dosdoğru yola eriştir, ya Rabbi...
Çünkü yol meyilli, dünya aldatıcı, nefis acelecidir.
Kalbimiz yel önünde titreyen bir mum; ruh ise göklere uzanırken ağırlıklar tarafından yere çekilen bir kuş...
O “ağaç”, yalnızca bir yasak değildi; bir sınır taşı, bir bilinç kapısıydı. Hayvan, içgüdünün mahkûmudur; insan ise seçmenin hürlüğünde yaratıldı. Ağaca yaklaştığı anda insan kaderin eşiğine geldi: Ya içgüdü ya irade… Ve o eşiği
geçti; yanıldı, düştü, kalktı, secde etti… Böylece insan oldu. Hamd, işte bu yolculuğun özüdür: Düşüşe hamd, kalkışa hamd, yenilmeye hamd, yenilenmeye hamd…
Peygamberimiz (s.a.v.): "Hiçbir kimseye sabırdan daha bol bir ni'met verilmedi" buyurmuştur.
Hz. Ömer'den (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Mü'minlerin bütün hayrı, bir anlık sabırdadır."
Şair ne güzel söylemiş:
"Sabır, erişilmek istenilen şeyin anahtarıdır. Her hayır sabırla meydana gelir. Geceler uzasa bile sabret! Çok kere olmayacak şeyler (sabırla) olur. Ve çok kere: "Heyhat! Artık daha olmaz!" denilen şeye sabırla erişilir."