Bir gün ellerini tutmak için tüm yolları yürürdüm.
Mesele ellerini tutmak değil, mesele hislerimi anlamaya çalışabilmen.
O ki ben, hislerimi; görmeden yüzünü, duymadan sesini
sende anladım.
Aşkın binbir rengi varmış
ve ben en güzel renkleri senin mevsiminde,
en güzel hisleri sende tattım.
Görmeden, duymadan bile buna yalnız adın yetti.
Her gecenin bir sabahı,
her gündüzün de bir gecesi varmış.
Ben gecelerin kıymetini sende tattım
ve gençlik goncamın en güzel vakitlerini.
Aşkın binbir hâli varmış.
Ben bunca zaman binbir hâlde takılmışım
ve aşkın en güzel hâli de seni düşünmek, düşlemekmiş.
Bunu anladım
ve geceleri bir mesajın ucunda deli divane beklemeyi.
Ruhum, görmeden, duymadan sesini
bana hislerimin kıymetini
ve rüyaların önemini bir kez daha hatırlattı.
Ve adının güzelliği öyle güzel işliyor ki aklıma;
adının kıymetini binbir kez daha aklıma kazıdı bana.