Esat Bal

Esat Bal
@esatbal2307
Beni bıraktığında On dokuzdu yaşım, Şimdi yirmi üçü aşmış yaşım. / Senden sonra istemedim Bunca yıl yaşamak. Yıllarım zaten hep zifiri geçti. Ölümüm ilahi emir olsun, Boynuma almak istemem Yedi kebâirden birini. / Başımda kalmamış saç, Sakallarım dökülür hep kahırdan. Nereye dönsem yüzümü, yönümü, Hiç çıkmıyorsun aklımdan. / Yaşım şimdilerde yirmi üç, Lakin ben yirmi dörde varmadan Ölümü kucaklayacağım, Memleketimin taşına, toprağına karışacağım.
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bahar
Bir gün ellerini tutmak için tüm yolları yürürdüm. Mesele ellerini tutmak değil, mesele hislerimi anlamaya çalışabilmen. O ki ben, hislerimi; görmeden yüzünü, duymadan sesini sende anladım. Aşkın binbir rengi varmış ve ben en güzel renkleri senin mevsiminde, en güzel hisleri sende tattım. Görmeden, duymadan bile buna yalnız adın yetti. Her gecenin bir sabahı, her gündüzün de bir gecesi varmış. Ben gecelerin kıymetini sende tattım ve gençlik goncamın en güzel vakitlerini. Aşkın binbir hâli varmış. Ben bunca zaman binbir hâlde takılmışım ve aşkın en güzel hâli de seni düşünmek, düşlemekmiş. Bunu anladım ve geceleri bir mesajın ucunda deli divane beklemeyi. Ruhum, görmeden, duymadan sesini bana hislerimin kıymetini ve rüyaların önemini bir kez daha hatırlattı. Ve adının güzelliği öyle güzel işliyor ki aklıma; adının kıymetini binbir kez daha aklıma kazıdı bana.
Yorgunluğum çökmüş Üstüme sıradan dağlar gibi. Ve de nereye kaçsam, Kaçınılmaz sorular kafilesi... Anlatmaya çalışırsın çoğu zaman, Çoğu şeyi hep anlamasa vururlar gibi. Ve yorgunluğun kalır üstünde hep, Sıradan kaçışlar gibi. Kim kaçmak ister ki Apansız sorulardan; Çözümü olmayınca, Kaçmaza vurur hep insan dilini. Kim, kimden Ne isteyebilir ki? O ki gördüklerim, Duyduklarım ömrü yer bitir.
Saldılar üstüme bin bir cefâ ile, Dert döker oldular her bir duâ ile. Zâlimi, yâr gibi koyma safâ ile — Yâ Rab, o nâhakı yanına koyma! İndiler üstüme her dem belâ ile, Memleketim dönmüş olmuş fenâ ile. Annem babam bile küstü hatâ ile — Yâ Rab, o nâhakı yanına koyma! Ne bir evim kaldı, ne yurt, ne ilim, Her yana dağılmış kalbimde dilim. Ben gibi kulunu düşürdü zulüm — Yâ Rab, o nâhakı yanına koyma!
Evin dolu, Ve neşeli. Bu ev, bu kız çocuğu… Güzelliği, aynı sen gibi. Bu ev boş, Bu ev harabe. Bu ev aç, susuz… O ev de benim evim.