Hayatın yan yana dizdiği şeyler bazen rastlantısal, bunu kabul edebilirim ama bazen de öyle bir ince planlama, öyle hassas bir ayarlama yapıyor ki kozmos, sanki birisi posta kutuna, “bir dost“ imzalı bir mektup bırakıyor. Öyle sihirli bir uyandırma servisi. İnsan bir gün aniden bir şeyin farkına varıyor…
Özellikleri, tavırları, alışkanlıkları ödünç alıyor, sonra iade ediyoruz. Hiçbir, şey bize ait değil. Dünyaya bizden önce yaşayanların anagramları olarak geliyoruz.