"Belli bir kültür ve terbiyeyle büyütülmüş, maddi sıkıntı çekmemiş ama hep en çalışkan, en olgun, en terbiyeli olmak zorunda kalmış çocuklardık. Çoğumuzun ailesi ya boşanmış ya da çocukları yani bizler yüzünden ayrılamadıkları için senelerce kavga gürültü birbirilerine katlanan ebeveynlerdi. Birkaç gurbetçi dışında hep doktor, mühendis, öğretmen vb. mesleklere sahipti anne babalarımız. Bizler her zaman en iyi öğrencileri olmuş, zekamızı, yeteneklerimizi ispatlamış, onların deyimiyle bir noktadan sonra kötü arkadaşlar filan yüzünden sapıtmıştık. Hiçbir anne baba kendinde kusur aramıyor, hep aynı tekerlemeyi söylüyordu: "Çalıştım, çabaladım, yemedim yedirdim, okusun, adam olsun diye elden geleni yaptım, bir dediğini iki etmedim ama şimdi onun bize yaptığına bak, vallahi yaşlandım, çöktüm, ölümüm bu çocuk yüzünden olacak, doktor, hastane her şeyi denedik gene başlıyor, gene kullanıyor..."