"Sevdiğimiz zaman da çok daha tehlikeli bir hale geliyorduk. Çok çabuk aşık oluyorduk ama çok çabuk vazgeçemiyorduk. Aşk için her şeyi yapan cinslerdendik biz; dürüstlüğümüz insanları korkutuyordu. Bazen de bu kadar dürüst olunabileceğine inanmadıkları için dalga geçtiğimizi sanıp inanıyorlardı bize. Zaten ciddiye alınmamak en büyük sorunumuzdu. Palyaço makyajı yapıyor, acayip şeyler giyiniyor, sabahlıklarla briç turnuvasına gidiyor ve niye ciddiye alınmadığımızı merak ediyorduk."
"Kendimi bildim bileli topluma karşı savaş veriyordum. Önce kadın olarak görülmekten nefret ediyor, çoğu erkekten daha zeki olduğumu düşüyordum. İspat etmek için de burnumu hemen bir deliğe sokuyor, erkeklerin yaptığı her işi yapmaya çalışıyordum. En büyük çıkmazım hassaslık, duygusallıktı. Ne kadar güçlü olmaya çalışırsam çalışayım, büyük hayal kırıklıklarına uğruyordum. Birinin omzuna yaslanıp ağlamayı çok kadınca buluğum için içimdekileri hep saklıyor, güçlü kadını oynuyordum."
"Siz benden hiç özür dilediniz mi? Onca kavgada hiç mi haklı olmadım, haklı çıkmadım? Kimsenin benden özür dilediğini hatırlamıyorum. Yapmayın n'olur, denge demiyorum, artı sapmalar varsa illa ki eksi sapmalar da vardır diyorum. Hiçbir şey yoktan var olamaz, vardan yok olamaz diyorum, su 100C'de kaynar, ısınan hava yükselir diyorum, yani en azından müdahale edip hayatımı yanlış yönlendirdiğiniz için özür dilemeliydiniz diyorum. Diyorum, diyorum... İşin boktan yanı, demek istediklerimi gözlerinin içine bakarak anneme, babama, kardeşime, kocama, sevgilime diyemiyorum."