Yatağa uzandı, ülkesini ve çocukları düşündü. Bu ülkede çocuklara yer yok.
Başka ülkelerde varmış, her tarafı yeşil ülkelerde. Biz, büyük bir sabırsızlıkla
çocukların büyümelerini bekliyoruz. Onların kafalarına vuruyoruz, adam
olmaları için. Seniyezitseni olarak görüyoruz onları.
Kafalarını tıraş ediyoruz çabuk büyüsünler diye. Benim içimdeki çocuk
büyümedi. (Yirmiüçnisanda onu da bir saatlik başbakan yapsalardı belki
büyürdü. Hayır, büyümezdi.) Yıllardır taşıyorum içimdeki çocuğu;
yaşamadığı için büyümedi hiç, amcası...
Bütünüyle unutulmaya kimsenin gücü yetmiyor. Bir duvarda iki satır yazı, bir albümde soluk bir resim, bir hafızada silik bir hayal olarak kalıyor istemese de. Bütünüyle unutulmak gibi acıklı bir oyuna kimsenin yüreği dayanmıyor.
İnsanların arasına karışsam da seni kaybetmenin acısını gideremem. Hiçbir yaşantı gideremez bu acıyı. Bir sigara ikram edip avunurum sadece. Ayakta kalabilmemi istiyorsan, bu kadarını da hoşgör.