Hz. Peygamber (sav) Miraç gecesinde tahiyyat, salavat ve tayyibat kelimeleriyle Allah Teala'ya saygı sunumunda bulunmuştur. Yüce Allah da selâm, rahmet ve berakât kelimeleri ile karşılık vermiştir. Bundan da anlaşılmaktadır ki namazın insana ilk getirdiği kazanımlar, selam, rahmet ve berekettir.
Namaz kılmak, bütün kainatın kendisine tam ve mutlak bir şekilde itaatte olduğu varlığın itaatine girmek manasına geldiğinden, zorluğu yaşam yollarında minnet altına girmeden, kimseden ve hiçbir olaydan korkmadan, emniyet hisleri ve vicdan genişliği içerisinde ilerlemenin yolu, Allah'la birlikteliğe vakit ayırmaktan, namazda istikrarlı ve intizamlı olmaktan geçer.
İnsan, Rabbiyle münasebet içerisinde olduğu müddetçe dünyada bir çeşit cennet hayatı yaşar. İlahi tecellilerin kalbe yansımaları sayesinde cennet lezzetlerini şimdiden tatmaya, bâki hayatın parıltılarını ruhunda duymaya başlar.
Namazın içinde olan biri, kendisini Hazreti Nuh'un (a.s.) gemisinde hissetse yeridir. Çünkü kıldığın namazla, kurtuluşa giden yolda bir adım daha atmış olduğu muhakkaktır.
Yaşamın içinde birçok sıkıntı yer alıyor olsa da saadet ve ferahlık bahçelerine açılan bir kapı olarak namaz, insana hediye edilmiştir. Namaza durmak, denebilir ki adeta kurtarılmış bölgeye girmek demektir, ilahi bir karargâha sığınmaktır.