Söze şuradan başlayayım; kitap, okumakta zorlanmayacağınız bir anlatıma sahip. Sohbet havasında ve samimi, mizahi. Realizmi mizahla harmanlayıp anlatmış yazarımız. Fakat ben beklediğimden çok daha az sevdim bu kitabı maalesef ki.
Öncelikle konusu alaturka ve alafranga kavramlarını ele alıyor ve hem Batıyı hem de Anadolu'yu eleştiriyor. Fakat bu eleştirinin çok da tarafsız olduğunu söyleyemem.
Felâtun Bey batıya özenen bir kararkterken ona zıt olarak Rakım Efendi yani alaturkaya, gelenek-göreneğe bağlı olan biridir. Felâtun Bey; edepsiz, alafranga düşkünü, boş gezenin boş kalfası ve rahattır. Rakım efendi ise; terbiyeli, çalışkan, alaturkaya bağlıdır. Kısacası kitap yanlış batılılaşmaya bir örnek olarak yazılmıştır ki bu zaten isminden de anlaşılabilir. (Bey-Efendi farkı)
Ahmet Mithat, ne kadar iki karakterin de sütten çıkmış ak kaşık olmadığını söyleyip tarafsız gibi görünse de, yine de Felâtun Bey'e daha bir karşı. Yani en azından bana göre öyle. Rakım Efendi ise Ahmet Mithat'a göre biraz kusurlu olsa da, her yönden iyi ve terbiyeli olarak anlatılmış. Fakat işte ben buna tam olarak karşıyım. Çünkü Rakım Efendi'nin bazı tavırları, düşünceleri o kadar yobaz ve yanlış ki -dönemini yansıtan bir eser olduğunun farkındayım fakat yine de bu çok sinir bozucu- zaman zaman Felâtun Bey bana daha yakın geliyor. Örnek vermem gerekirse; Râkım Efendi'nin daha Canan'ı ilk gördüğü andan itibaren beğenip sevmesi ama çekingenliğinden dolayı mıdır nedir ona kardeş gibi davranması fakat zaman geçtikçe hislerini saklamaya dayanamaması ve bunları yaparken de gizli bir Jozefino ile aşk yaşaması ve ondan bir türlü vazgeçememesi gayet iğrenç ve ahlaksızcaydı (bana göre). Ve Canan'a bir öyle bir böyle davranması da gayet kötüydü.
Canan'a gelince; o esir olarak satın alındığı için bir mal