"Bazen burası öyle iyi geliyordu ki bana... İstanbul'a yepyeni bir sayfa açmaya geldiğimde, beyaz sayfamın parlak parkeler olacağını nereden bilebilirdim?"
Son sayfadaki ayrıntı için kitaba bir puan daha ekliyorum.. Çok güzeldi ve kitabın temelini ulaştırmak istenilen mesajları çok güzel özetlemiş yazarımız.
Kitabın sevdiğim yanları olduğu kadar sevmediğim yanları da vardı. *Spoilerlı* bir şekilde devam edeceğim yorumuma.
Öncelikle 1. Kitapta Hera'nın yeteneği bana zayıf gelmişti,temeli olmayan bir fantastik kısımdı. Ama bu kitapta fantastik kısmın biraz daha desteklenmesi, kafamızda soru işaretlerinin ortadan kalkması durumu hoşuma gitti. Zaten ben çemberin altında serisinin karakterlerini çok seviyorum,Hera'nın duruşunu,asi tavırlarını,hatalarını ve bunları çok çaba sarf ederek emek gösterip düzeltmeye çalışması;Çağlar karakter zaten bambaşka bir olay,en sevdiğim kitap karakterlerinden benim için eksiğiyle fazlasıyla. Naifliğini,ince düşünceli hallerini çok seviyorum Çağlar Ataman'ın. Gönlüme taht kurmuş 10 Numara'yı okumaktan büyük bir keyif alıyorum. Onun dışında Fatih hoca ve Anıl karakteri de renk katmıştı kitaba. Ne yazık ki Gizem karakterinin altı çok boş geldi bana,geçiştirilmiş gibiydi.
Sevmediğim kısımlara gelecek olursak.. Olayların ilerleme hızını sevmedim kitapta. Bazen her şey çok hızlı gelişti,bazense çok yavaş ilerledi,yerinde saydı herkes adeta. Sonu aceleye getirilmiş olsa da sonunu sevdim,ona lafım yok. Ama kitabın ilerleyişi beni tatmin edemedi ne yazık ki. Hera'nın güçlerini, nasil ilerleme gösterdiğini daha net görebilmek,bu yolculuğa daha çok tanık olmak isterdim.
Onun dışında potanın heyecanı bu kitapta kaldığı yerden devam ediyor,ilk kitabı seven herkese bekletmeden okumaları önerimdir!