Eski Bir Plakta Çalınan Türkünün Özlemi Bambaşka Olur.
Eski bir plakta çalınan türkünün özlem duyduğu durağında beklemiş olacağım. Bilmiyorum beni neden bu kadar eskilere götürdüğünü. Sende haklısın kalbimin bu kadar uzun soluklu seveceği hiç aklına gelmemişti. Sermayesi özlem olanın türkünün hangi noktasında buluşuruz, onu da bilmiyorum. Bildiğim tek şey içimdeki özlemin bir gün seninle tecelli edeceğini. ✍️ Beytullah OKHAN ✍️ Beytullah OKHAN
Aşk
En zor olan, birini kaybetmek değil; onsuz yaşamaya alışırken eski haline bir daha dönemeyeceğini fark etmek...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Göğe Bakma Durağı İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
birçok eski umudun lir gibi ağladığını duyuyorum.
Şimdi bakıyorum o eski film şeritlerine, o buğulu akşamlara; Selvi Boylum Al Yazmalım’ın o içi içine sığmayan, yaralı İlyas’ı, Kırık Bir Aşk Hikâyesi’nin o kendi yalnızlığında boğulan Fuat’ı, Alev’in o dalgalarla boğuşan Yağmur Reis’i, Köprü’nün o idealist, o fırtınalı mühendis Ahmet’i... Bodrum Hâkimi’nin Ömer’i, Devlerin Aşkı’nda gururuyla çarpışan Tarık'ı... Sonra bir köşede, duvarların arkasında Karılar Koğuşu’nun Murat’ı, 72. Koğuş’un o kederi göğsünde taşıyan Ahmet Kaptan’ı Ve adaletsizliğin o sağır kapısında tek başına devleşen Tatar Ramazan...
Şiir
Biz bir adamı uğurlamadık aslında, Bir istasyon kahvesinde, sinemanın o nemli, o loş dumanında Eksilip duran bir şeyleri bıraktık masada. Günlerdir bir çocuk saflığıyla beklediğimiz o iyi haber, Geldi ve oturdu göğsümüzün tam ortasındaki o eski, o kırık sandalyeye. Bir bayrak yarıya indi şimdi içimizde, kendi rüzgârsızlığından yorulmuş gibi.
Şiir