OKUNMALI
10/10
·152 syf.··
2026 25. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Mümkünmüş demek...Yas tutabilir, ağlayabilirmiş şehirler de." "Eskiler 'Yetim ölür,yağmur yağar.Gök bile dayanamaz.'derdi, arkasından ağlayanı olmayana doğa ağlarmış." "Koca bir toplumsal yastı içinde kaybolduğumuz, yaralarımızdan tutunduk birbirimize." Merhaba kitap dostlarım.@inkilapkitabevi'nin yayımladığı, @av.zekeriyacetin hocam tarafından kaleme alınan çok duygu yüklü, samimiyet kokan bir eserle geldim.Zekeriya hocamdan daha önce 'Uzun Zaman Önce' isimli eseri okumuş çok sevmiştim.Bu eseri ile de gördüm ki hocam toplumsal sorunları her şeyin üstünde tutan,toplumcu bir yazar. Hepimizin kanayan yarası,yakın tarihimizin en büyük acısı 6 Şubat depreminden yola çıkarak yazmış eseri.Her ne kadar kurgu olsa da yaşananlar, hissedilenler aynı. Yazar, insanlık dramını sınırları aşarak anlatıyor, empati ile insanlığın birbirini daha iyi anlayacağı bir yaşamın altını çiziyor. 147 sayfalık eserde anlatıcı 6 Şubat depreminde Hatay'da yaşayan teyzesinin oğlu,çok sevdiği kuzeni Ferit'i bulmak için yola çıkar,zorlu bir İstanbul-Hatay yolculuğundan sonra enkaza ulaşır. Orada beklerken Ali adlı Iraklı bir mülteci ile tanışır. Ali'de enkaz altında kalan eşini ve kızını beklemekte, umudu yavaş yavaş sönmektedir.Anlatıcı Ali ile bir diyalog kurar ve Ali anlattıkça o kahrolur. İran, Van, İstanbul,Hatay arasında yaşadıkları akıl alır gibi değildir Ali'nin. Acının dili,dini,coğrafyası olmaz derler ya gerçekten öyle...Saddam dönemi baskıcı otoriteden kaçış,ailesinin gözleri önünde yok oluşu, yoksulluk, toplama kamplarında uğradığı şiddet, mülteci olarak yaşadıkları,tam her şey yoluna girdi derken meydana gelen deprem.. Kitapta deprem sonrası kimsesiz bırakılmış bir toplumun yaşadığı travmatik süreci olduğu kadar Ortadoğu'nun kimsesizliğini de görüyoruz. Bu kitabı gözyaşı
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026109 okunma
Zihnini Yeniden Yapılandır
Puan vermedi
Merhaba sevgili kitapseverler Bugünkü kitap yorumumuz ⚘️ Volkan Erkan Zihnini Yeniden Yapılandır Eskiler ne güzel söylemiş "Nasıl bakarsan öyle görürsün" diye Bakmak, görmek, gördüğünü hissedebilmek çok farklı yetenekler. Rehberimiz zihnimiz değil ruhumuz... Zihin, bilinç, ruh ve psikoloji en sevdiğim okuma tarzı.Bu anlamda "Zihnini Yeniden Yapılandır" bana farklı bir bakış açısı kazandırdı diyebilirim. İşin özü "İnsan ne olduğunu bilmek istiyorsa, önce ne olmadığını görmek zorunda."Bu hayatta sevmenin ilk adımı kendimizi sevmekle başlar.Kendimizi gerçekten sevmediğimizde başka insanları da koşulsuz sevmek bizim için imkansız hâle gelebilir. Bilinçaltımız bizi gerçek anlamda farkında olmadan yönetebiliyor. Zihnimiz ise bize istemeden de olsa oyunlar oynayabiliyor. Burada önemli olan bizlerin bilinçaltımızın iyileştirme, güçlendirme , zenginleştirme ve ilham verme gücüne inanabilmemiz. ⚘️Hayatın yasası inanç yasasıdır... ⚘️Yaşamın bedende değil de ruhta olduğunu fark ettiğinizde artık ölüm yoktur... ⚘️Bizi rahatsız eden "şeyler' değil, onların anlamını yorumlama biçimimizdir... ⚘️Eylemlerimiz düşünce ve duygularımızın yansımasıdır... ⚘️Zihninde sürekli başarısızlık düşünceleri olan kimse, başarılı olamaz... Zihnini Yeniden Yapılandır Volkan Erkan
Zihnini Yeniden YapılandırVolkan Erkan · Destek Yayınları · 2024169 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·
"Sözüm ona modern çağda sevmekkk... Sevmek ne uzun ve zor kelime aslında haddini, edebini bilene tabi eskiler ne güzel demiş Edeb ya hû!!! İnsanların sevgi adı altında birbirlerinin arkasından işler çevirmesinden, samimiyetsizce gülümsemelerinden, kadınların da erkeklerin de 'bir sürü seçeneğim var' diyerek önüne geleni takip edip, beğenip sonra sessizce ortadan kaybolmalarıyla dolu bir çağda sevmek... İlişkileri bir ego tatmini aracına dönüştürmelerinden, kendi bencilliklerini masum insanların verdiği değerle beslemelerinden yorulduğumuz bir zaman.. Ne kadar kötü seven, ne kadar eksik kalan, ne kadar emek vermekten kaçan insanlarla dolu bir çağ bu. İnsan; durup dinlemeye, gerçekten bakıp görmeye, hissetmeye bile zaman bulamıyor. Belki de zaman bulmak istemiyor. Çünkü hissetmek sorumluluk getiriyor, anlamak emek istiyor, kalmak cesaret gerektiriyor. Bu yazılan satırlar bile muhtemelen yalnızca bir beğeninin ardından sonsuz kelimeler arasında kaybolup gidecek. İşte hızın acımasızca tükettiği çağın gerçeği bu. Hayallerden, kalplerden ve insanlığın içindeki güzel parçalardan çalarak büyüyen bir çağ... Dürüstlüğün bu kadar nadir, sevmenin bu kadar ucuz ve yüzeysel hâle gelmesine üzülüyorum. Neden herkes birbirini öylesine deniyor? Neden kimse gerçekten kalmaya niyet etmiyor? Neden bir insanın kalbini tanımaya çalışmadan, onu yalnızca bir ihtimalmiş gibi tüketip geçiyor? Biriniz de sahici olun istiyor insan. Biriniz de cesaret gösterin. Eğer samimiyetiniz yoksa insanların hayatına dokunmayın. Eğer kalmaya niyetiniz yoksa umut vermeyin. Eğer sevmeye cesaretiniz yoksa yüreği güzel insanları yaralamayın çünkü sevmek farkındalık ister güç ister kum fırtınasında güneşe bakamayacaksan niye güneşi hep görmek istiyorum diyorsun ki ? Bazen şöyle demek geliyor içimden: Bu çağın
Beni Sessiz de Sevebilir misin?M. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20144,389 okunma
8/10
·56 syf.··
2026 48. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Hani burnumuza eski bir koku gelir ya o özlediğimiz bir tadın kokusudur eskiler naftalin kokusu der sanırım ben kitabı okurken o kokuyu hissettim yazar eskilere götürmek istemiş bizleri belkide bir çoğumuzun düşüncelere daldığı keşke o ana gitsem biraz daha özlem giderirdim dediği o eskiye çocukluğa sanırım sayfalarca şey yazabilirim ama kitabımız çok kısa birde yazarımız şiirsel bir dil kullanarak yazmış resimlerle de renklendirmiş. Kitapta geçen bir yazı çok hoşuma gitti sizlerle de paylaşmak istedim. ️EŞİK Eşik yerlisiyim ben.Hep geçmek üzereyim kapılardan,köprülerden,derelerden,tepelerden,dağlar,denizler,köyler,kentler ve kendimden. Duruyorum,geçiyor zaman. Yürüyorum,geçmiyor eşik.
KasnakNafia Akdeniz · Yitik Ülke Yayınları · 202510 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 96. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 09:10
Eskiler kemâle erme sürecini kısaca füsûn, cünûn ve sükûn olarak formüle ederlermiş. Yani önce etkilenir insan, sonra bu etkiyle sahip olduğu aklı terk eder/değiştirir...son olarak Yeşilçam filmlerinden bildiğimiz deliliğin ardından gelen sessizlik. Kemal'in sonu suskunluk/sessizliktir. Çünkü kemal'de her şey yerli yerindedir... yerini bulmuştur, arayışın sesleri kesilmiştir... Baş karakterimiz Füsun sanırım böyle bir güzergâhın koşucusu olarak bu isimle hikayeye konu olmuş. Kitabın gelişme bölümünde ibn Arabi ve Mevlana'dan bunca dem vurulması sanırım bu düşüncemi destekliyor. Nereden nereye'si bu idi kitabın. İntihara giderken Meryem ile karşılaşır Efsun. Meryem bir oğul sahibi. Çocuğun adı Ali. (Neredeyse İsa olacakmış diye düşünmedim değil. Her iki isim de üç harfli ve a-i harflerini içeriyor) Yeni bir hayata tutunur Efsun bu karşılaşmanın ardından. Ali'ye kısmî annelik yapar. Çok sevdiği eski erkek arkadaşından ayrılır. Yeni yaralar edinir kendine ve ilk olarak 'terk etme'yi hedefler. İlk yerli eski sevgilisine dairdir. Sonra işi. Sonra evi... Katmanlarına ayırarak okunduğunda derinleştirilebilecek bir kitap olduğunu hissettim ben. Tasavvuf çerçevesinde okunursa daha bir lezzet alabileceğini düşünüyorum okuyucunun. Diger yandan dikkat çekici bir karakter kurgulamayi başarmış yazar. Çok konuşan, çok düşünen ve çok hisseden bir karakter. Biraz uç boyutlarda olmuş sanki. Ahmet Mithat efendi gibi kitapta didaktik yerleştirmeler çoktu ki yazar da aynen yazmış bunu kitaba. Bir özeleştiri olarak okudum bunu. Çok uzadı. Buralarda bu kadar uzun yazılar okunmuyor. Bu kitap okunsun bence. Ama doğru ana fikri vermedik. Feminizm nedir? Niçin karşı çıkmalı?
SağanakManolya Gürocak · İz Yayıncılık · 202025 okunma
kutuplarda bir macera
Puan vermedi·132 syf.··
2026 6. kitabı
Bir üniversitenin araştırma ekibinin Antartika’daki maceralarını derin betimlemelerle ve satır aralarındaki yoğun duygularla anlatan bilim kurgu-korku romanı diye tanımlayabilirim. Başlangıçta heyecan unsuru çok baskın olmasa da kitabın ikinci yarısından sonra büyük bir merak içinde okudum romanı. Yüce Eskiler ve onların garip eylemleri olsun, Shoggothlar olsun tarihin bu kadar eski olduğu zamanlarda bu tür yaratıkların hakkında bir şeyler okumak kafamda çeşitli sorular uyandırdı. Lovecraft’ın okuduğum ilk kitabıydı ve betimlemelerinın yoğunluğunun biraz yorması dışında severek okuğum bir kitap oldu.
Düşünce
Deliliğin DağlarındaH. P. Lovecraft · İthaki Yayınları · 20182,679 okunma