"Ey millet, birgok seyler verdiniz, büyük slkntlara kat-
landıız, ama dostun düşmanun hayran olduğu bir surça köşk
elde ettiniz. Onun azameti, onun parlaklığ yannda üiç bes
çuval ekin dört bes davar nedir k?. Biz sizin Sanınız, sere-
finiz için çaliştyoruz, sizin iyiliginizden baska bir sey düsin-
müyoruz. Bakın, bugün getrip burakuğaiz koyunlarmn bile
hepsini yemedik boğazimzdan kestik, bir kusmini size geri
vereceğiz. Bütin koyunlarmn kelleleri halla dağalsın!"
Surça koskten çikan birgok hizmetkår, biraz önce oraya
canh olarak giren, simdi kesilip, yuzulüp kebap cdilmeye
basşlanan koyunlanmn kafalanm halla dağutmuşlar,
Kelleyi alanlar dağalmak üzereyken islerinden biri elinde-
ki başa bakarak hayrete bağrmiş:
-İyi ama bu başın beynini almislar!"
Elebaşı balkondan seslenmis:
"Öyle... Fakat siz beyni ne yapacaksmz? Pişirmesini bil-
mez, ziyan edersiniz!"
Başka bini:
"Peki, ya bu baslann dili de yok!" diye haykarm's, Elebası
aşağya doğru eğilmis
"Canm, dilin size luzumu yok! Yemesini beceremezsi-
niz!"
Bir üçüncüsü.
"Yahu, bu kellelerin gozlerini de çiarmuslar!"
Elebaşt ona da cevap vermis:
"Siz o gözün de nasl kullanlacağamn bilemezsiniz, vazge-
çin ondan da...