eslem

eslem
@eslemon
kendi burnumuzu göremememizin sebebi burnumuzn Ay'a gitmiş olmasından kaynaklanıyor
Turgut eve girince bir koltuğa yavaşça yığıldı. Insan, iki gün falan böyle hissetse kendini, Dostoyevski'yi kıskandıracak eserler yazar.
Reklam
Siz bana iyisi mi Nâzım'dan şiirler okuyun. Hani şu "Culûs-u Humayun", Diye sözlerini pek anlamadığım Fakat misralarının sesini sevdiğim şiir,
Siz de benim gibi, Günleri Sevgiyle isteyerek Değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek Bir sıkıntı ve nefretle yaşadınızsa, Ankara güneşi sizin de Uyuşturmuşsa beyninizi, Ata'nın izinde Gitmekten başka bir kavramı olmayan Cumhuriyet çocuğu olarak yayan, Pis pis gezdinizse (o sıralarda adı Opera Meydanı olan) Hergele Meydanında, bu sarı ve tozlu alan İğrendirmediyse sizi, Bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi denizi,
Ne Mohaç, ne Mercidabik, ne yeni, ne sabık Zaferlerimiz dayanmadı. Yalnız kromda ve güreşte birinciydik artık.
"Önce Kelime vardı." diye baslıyor Yohanna'ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık. Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelime ile birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanin aklına geldikçe, yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.
Reklam