eslem

eslem
@eslemon
kendi burnumuzu göremememizin sebebi burnumuzn Ay'a gitmiş olmasından kaynaklanıyor
Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır. Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter sahibi, çalışkan bir insansa oldukça dar kafalıdır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hiddetten ağzım köpürmüşken biraz yüzüme gülüp, önüme bir bardak şekerli çay sürerek gönlümü alırsanız, belki hemen o anda yelkenleri suya indirirdim. Üstelik duygulanırdım da; ama ihtimal, sonradan kendi kendime kızar, utancımdan aylarca uykularımdan olurdum. Huyum böyleydi işte.
"Benim de bir dinim var," diye yanıtladı eczacı, "kendi dinim hatta ben daha dindarım onlardan, onların o gülünç törenleri, hokkabazlıkları yoktur benim dinimde! Ama Tanrı'ya taparım! Yüce varlığa, yurttaşlık ve babalık görevlerimizi yerine getirmemiz için bizi dünyaya getiren bir yaratıcıya inanırım; nedir, nasıldır, bunun önemi yok! Ama kiliseye gitmeye, gümüş tepsiler öpmeye, bizden daha iyi beslenen bir sürü soytarının sırtını kalınlaştırmaya gelince, ben bunda yokum! Çünkü insan, Tanrısına saygısını bir koruda, bir tarlada, hatta eskisi gibi, gökyüzüne bakarak da sunabilir. Benim Tanrım, Sokrates'in Franklin'in, Voltaire'in, Béranger'nin Tanrısıdır! Ben Savua Papazının Amentüsü'nden ve 89'un ölümsüz ilkelerinden yanayım! Bastonu elinde, çiçek bahçesinde dolaşan bir Tanrı adamının, dostlarını balina balıklarının karnına yerleştirmesini, bir çığlık koparıp ölmesini, üç gün sonra da dirilmesini kabul edemem: Baştan başa saçma, üstelik de bütün fizik kurallarına aykırı şeyler bunlar; bu da bize papazların yüzler kızartıcı bir bilgisizlik içinde çürüdüklerini gösterir. İşin kötüsü, kendileriyle birlikte halkı da batırmak istiyorlar bu bilgisizliğe.
Hem ölmek, hem de Paris'te yaşamak istiyordu.
Sayfa 67·Kitabı okudu
belki de bu adamın varlığından doğan tedirginlik, o zamana kadar şiirli göklerin parıltısı içinde pembe tüylü bir büyük kuş gibi durmuş olan şu eşsiz tutkuya kavuştuğunu sanmasına yetmişti; ne var ki, şimdi içinde yaşadığı bu durgunluğun bir zamanki düşlediği mutluluk olduğunu düşünemezdi.
Sayfa 47·Kitabı okudu