Beni henüz rahatsız etmeyen bir gövdenin sahibi olarak, yüzümü kollarımın arasına gömdüğüm anda, içinde bulunduğum geceyle mutlu bir gecenin benim için artık hiçbir farkı olmuyordu.
İnsanlar bir kez bir olayla karşılaştığında artık korku diye bir şeyin kalmayacağını bilir. Bilinmeyen şeyler insanı korkuya iter. Ama bilinmeyenle karşı karşıya gelen her insan için, o artık bilinmeyen olmaktan çıkar.
Sonunda birbirimize kavuşmuştuk. İnsanlar hayat boyu biriyle yan yana yürür. Ama herkes kendi sessizliği içine gömülmüştür. Bir şey dese de, birinden ötekine hiçbir şey aktarmayan sözlerden öteye geçmez. Ta ki tehlike anına gelene dek! İşte o vakit herkes birbirine can olur, birden aynı topluluğa ait olunduğu fark edilir. Başkalarının da olduğunu bilmek insanı rahatlatır, yüzlere gülümseme kondurur. İnsan, daha yeni bırakılmış, denizin enginliği karşısında ağzı açık kalan bir hükümlüye döner.
Yalnız para kazanmak için çalışırken, zindanımızı kendimiz inşa ediyoruz. Yaşamaya değer hiçbir şey sağlamayan o değersiz paramızla kendi kabuğumuza çekiliyoruz.
İşte dünya hem ıssız hem kalabalık bir yerdir. Gizemli, gizli, mesleğin eninde sonunda yolumuzu düşürdüğü o ulaşılması güç bahçelerle doludur. Yaşam, belki bizi birbirimizden ayrı tutar ama biliriz ki onlar bir yerdedir ve biz, birbirimize ölümüne bağlıyızdır. Bir araya geldiğimizde birbirimizin omuzlarını tutup sıkıca sarılırız. Hayat bizi beklemeye alıştırmıştır bir kere...