Ailece yemek yediğimiz bir akşam, kimin aklına estiyse, sofrada bir evin kalbi neresidir muhabbeti yapılıyordu. Mutfaktan kütüphaneye, her kafadan bir ses çıkıyordu. Dedem de lafa girip rahmetli annesinin her evin kalbinin Kuran-I Kerim’in bulunduğu oda olduğuna inandığını söylemişti. O andan itibaren, dedemle anneannemin, duvarında bir Kuran’ın asılı olduğu yatak odaları aramızda ‘evimizin kalbi’ olarak kaldı. Ben ortaokula giderken mesela, dedem bazen kulağıma fısıldayarak, “Evimizin kalbine bir şey sakladım senin için,” derdi.
Çünkü maskelerin ardında saklıyız her birimiz. Hepimizin içinden bir başkası çıkıyor ve her yeni yüzümüzle, tıpkı matruşkalar gibi, biraz daha küçülüyoruz.