‘Yirmi saat, yirmi. Bir günden az. Anaokulundayken yirmiye kadar saymakta zorlanırdım…. Ona kadar kolaydı, on bir, on ikiden on dokuza kadar, ama sonrası… Yirmiyi hiç hatırlamazdım. Beş yaşındayken yirmi rakamı kafamda oturması çok zor, büyük bir şeydi. Yirmi dolar servetti, yirmi oyuncak hazineydi ve yirmi dakika da ömür gibiydi, yirmi yılda… Sonsuzluk.’