Elin hastalığı tutamaması, gözün hastalığı gorememesidir. Aynı şekilde kalbin hastalığı da kendisi sebebiyle yaratıldığı, kendisine has olan fiili yapamamasıdır. O fiil de ilim, hikmet,marifet, Allah sevgisi , O'na ibadet, O'nu zikretmekten tat almak..
... Ali radiyallahu anhu şöyle buyurmuştur: "iman kalpte beyaz bir nokta olarak belirir, iman artıkça bu beyazlıkta artar. Kul imanı tamamlayınca kalbin tümü beyazlaşır.
Nifak da kalpte siyah bir nokta olarak belirir, nifak arttıkça bu siyahlıkta artar. Nifak kemale erince kalbin tümü kararır."
Güzel ahlakın tam olabilmesi için dört şeyin güzel olması lazımdır... Bu dördü şunlardır; ilmin kuvveti, öfkenin kuvveti, şehvetin kuvveti ve bu üç kuvvetin arasındaki adaletin kuvveti.
Ahlâk fiilden ibaret değildir, nice insanlar vardır ki ahlakı cömertliktir ancak malını kaybettiğinden ya da başka bir engel olduğundan dolayı malını veremez. Kimi zaman da herhangi bir sebep ya da riyadan ötürü verdiği halde ahlakı cimriliktir.Ahlak, kuvvetten de ibaret değildir. Zira kuvveti malı vermeye ya da vermemeye nispet etmek hatta bunların zıddına bile nispet etmek aynıdır. Her insan yaratılış olarak malı vermeye ya da vermemeye kadirdir. Ahlâk sadece marifetten ( bilmekten) de ibaret değildir. Çünkü marifet; güzellik ve cirkinlikle aynı derece alakalıdır. Ahlak dördüncü manadan ibarettir ki o mana da nefsin kendisiyle malı vermeye ya da vermemeye hazırlandığı tavırdır. O hâlde ahlâk , nefsin tavrından ve iç suretinden ibarettir.
Cüneyd rahimehullah şöyle demiştir: " Dört şey vardır ki kişinin ilmi ve ameli az dahi olsa onu , mertebelerin en yücesine ulaştırır. Bunlar; hilm ( yumuşaklık) , tevazu, cömertlik ve güzel ahlaktır ki bu da imanın kemalidir."