Yaratıcılığımıza güvenmek, çoğumuz için yeni bir davranıştır ve ilk başta kendimize olduğu kadar yakınlarımıza da tehdit edici gelebilir. Kendimizi değişken ve düzensiz hissedebilir, hatta öyle gözükebiliriz. Bu hal, tıkanıklıktan çıkma, bizi engelleyen moloz yığınından kurtulma sürecinin normal bir evresidir. Unutmayın ki aklını başına toplama, ilk anda delirme benzeri bir his oluşturacaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaratıcılığımızı yeniden kazanma sürecinin belirli bir gel-giti vardır. Geliştikçe kendimiz ile ilgili kuşkularımız artacaktır. Bu olağan bir durumdur; bu kuşkuları, iyileşmenin belirtileri olarak görebilirsek onlarla daha iyi başedebiliriz.
Kendisi de-Allah korusun- hanımelleri, yaseminler, muz ağaçları, lavanta, mandalina, limon dolu bahçesinden, sulu çekirdeksiz üzüm veren asmasından, çardağından, her sabah yumurta aldığı tavuklarından, imbatından, melteminden, binbir çeşit balıkla donanan sofrasından ayrılıp da bu beş katlı apartmanın, kapının önünde ayakkabı yığını olan, lahana kokulu, loş binanın ikinci katında bir daireye tıkılsa aklını oynatacak gibi olurdu. Herkesin, banka memuruna gelin gitti, şehirli hanım oldu diye gıptayla baktığı Filizin durumu içler acısıydı sahiden.