Siperde yatan kırk beş kadar askerin ömürleri bu güzel bahar ayında solmuş, çiçeklenen ömürleri bir acı kırağı ile donup kalmıştı. Şehitlerin yaralarından akan kanlar, gelinciklere dönüşüyor, Gelobolu Yarımadası'nın sırtlarında, vadilerinde, tepelerinde nice gelincikler bitiyordu.
Aslında Osmanlı Devleti koca bir çınara benziyordu. Çınarlar hep ayakta ölür ama filiz de verirlerdi. Koca çınardan nice koca çınarlar yetişecekti. İşte o filizin ucu güneşe uzanmak için, Çanakkale'nin bomba ile, mermi ile, kan ile yoğrulacak olan topraklarını dürtüklemeye çalışıyordu.
Birkaç arkadaşım dışında, arnavut kaldırımlı çıkmaz sokaklar, beyaz martılar, serin bir boğaz havası ve mecali tükenmiş ahşap evden başka bekleyenim yok çavuş...