İlk bakıştan masal gibi görüne bilir, ama bu kitap da tıpkı " Küçük Prens" gibi büyükler için yazılmış bir kitap..
Kitap bir martının mücadele hikayesini anlatıyor. Olmaz'larla barışmayan, yalnız yemek yemek için uçmak istemeyen, özgürlük arayışında olan ve bunun için de daima daha yükseklere can atan ve sonunda bunu başaran bir martının hikayesi.
Düşününce her birimizin içinde kendini ve kendi özgürlüğünü, kimliğini arayan bir martı var..
Yani , aslında bu kitapda felsefe, cismani ve ruhi varlığımız , hayatın anlamı , insan tabiatı bir martının temsili ile ifade edilmiştir..
Çünki biz insanlar da zaman zaman hayatın anlamı, kendi kimliğimiz, hayattaki amacımız, özgürlüğümüz için arayış içerisinde oluyoruz..
Ama bir çoğumuz etrafımızda olan, " olmaz , sen yapamazsın diyenlere" karşı gelemiyor, o sınırı aşamıyor , zinciri
kıramıyoruz.. bu yüzden de olduğumuz yerden bir adım bile kenara çıkamıyoruz..sadece uzaktan bakmakla yetiniyoruz..
İşte bu yüzden yazar diyor ki, kitapta
"Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi,yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!"
Bunun için de-
"Düşüncelerinize vurulan zinciri kırın, göreceksiniz ki bedeniniz de zincirlerini koparıp atacaktır..."
En sevdigim cümle; Yöneticilerin ve ritüellerin gücü, yavaşça, çok yavaşça istediğimiz gibi yaşama özgürlüğümüzü öldürecektir."