Konusu: St. Petersburg'da yaşayan, çevresi tarafından dışlanmış, kendi kabuğuna çekilmiş, yalnız, 39 yaşında bir mirasın kalmasıyla istifa etmiş, 40 yaşında bir memurun yıllar öncesinde yaşadığı olayların anlatıldığı itiraflarından oluşan hikayesidir.
Dostoyevski'nin bu eserini Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı" adlı ütopik sosyalist eserine bir nevi cevap olarak yazdığı kabul ediliyor.
.
.
.
Çok yoğun bir kitaptı. İnsanın ruh dünyasıyla ilgili çok derin ve çok karmaşık duygularına değiniyor. Kitaptaki kahraman çelişkiler yaşayan, düşünsel kargașalar ve acılar yaşayan bugünün insanlarının bir prototipi adeta. (Bence bunun için kitaptaki kahramanın bir adı bile yok, bu kahramanı evrenselleștirmek için.) Her insanın kendinden bir düşünce/his bulabileceği, illaki bir yer de olsa altını çizmek isteyeceği ya da bir yerde karakterin yalnızlığını çaresizliğini anlayıp bir el uzatmak isteyeceği bir yer olmuştur bence.
Çevresindeki insanlardan tiksinen, nefretle insanları anan, hiç sevmemiş, insanları belki de hiç sevmemiş gibi görünen kapalı bir karakterin fazlasıyla açık ifadelerine yer verilmiş. Karakterin itirafları, serzenişleri, hakaretleri, hayıflanmalarını çok güzel işlenmiş ve insanı üzerine uzun uzun düşünmeye itiyor. Monolog olan ilk kısım da karakter yeraltında (iç dünyasında) kendi karakterini o kadar iyi analiz ediyor ki bir romanın kahramanıyken bir antikahramana dönüşüyor.
İkinci bölümde ise karakterin yeraltından bir anlık çıkışı ve önceden tanıșıklığı olduğu kişilerle bir hesap görmeye çabalamasını okuyoruz. Adeta ben de varım der gibi..
Kendini insanlardan üstün gören bir kibri var ancak o kibrinin altında ezilmiş bir karaktere sahip. Kitaptaki karakterin kafasındaki düşüncelerden biri denklik üzerine. Sürekli etrafındaki insanlarla denk olduğunu kanıtlamaya