Seninle aramızda Adem Ve Havva'dan beridir bir Gizli kuşatma hâkimdi..Ne Sen uçurumları avucuna koydun nede ben kirpiklerimde Güvercinleri besledim.. Seninle aramızda Adem ile Havva Kadar yıkıntıları Var eden talihsiz savaşlar yaşanıyor..Senin çölünde yağmursuz rüzgârlara ben mensup iken,Sen Benim Yusuf için eylediğim tebessüme inanç olamadın.. Aramızda süregelen bu katliamın Bir haberciside Asırlar idi...Ve Sen sönük Çağların paslı mızrak uçlarında kaybolmuşken, Ben Zarif bir barışın çığlıklarında Sana gelmiştim.Seninle aramızda kopan bu Tufan,Ebedi Ve Ezelî iki Dinin duasında kendine yer bulmuş Çarmıh hikayesiydi..Bir Tabiatı var edebilmenin koşulsuzluğu Kadar büyüktü muhtaçlığımız,Ve Sen Dindar Bir öfkenin Sesi olmuşken Bende Kibelenin Afdiroditin inkarına Kalkışmıştım!!...Seninle aramızda Semud Ve Lut kavminden sonra Hudut bulan bu İnkarım bütün kutsallıklara Meydan okumuş gibiydi..Ne Sen mülteci olup Kalkıştığım İnkâra sığındın,Nede Ben Senin ülkende putları Yıkmaya gelemedim.. Seninle aramızda Altı günde Yaratılan Arş'ın muazzamlığından beridir süregelen Hırsızlığın hesapsızlığı Var.. Şimdi Ben Seni Fil Dişi satan Siyah tenli Tacirlere benzetirken Sende beni vuku bulmamuş bir Terkedişin Mecnuna Kul ediyorsun.Ve Ben Seni Bir Zemheri çirkinliğin penceresinden avuçlarken Sen Beni Zehri gül çiçeğine Teslim ediyorsun.... Seninle aramızda Yaratılışın ilk sıfatından bu yana Vücut bulmuş Bir Gönül inzivası vardı.. İcapsız Bir çağrının Yeşil yapraklı bir fesleğene hasreti gibiydi,Birbirine hiç değmeyen kar tanelerinin sonsuz asilliği Kadar mahsun... Seninle Aramızda hiç olmayan Ama olduğunu sandığımız Bir öfkenin tellalı olduk....Ve Ben şimdi Hiç Bilinmeyen Cennetlerin koynunda Sığırcık Kuşunun beklediği gibi Sana ahd ediyorum..Bir Kanadında Seni, diğer Kanadında