‘Gir, artık sana izin verdi!’
“İçeri girdim. Allah resûlüne selam verdim. Hasırdan örtülü bir yatak üzerinde idi. Hasır, derisinin üzerinde izler bırakmış, çizgiler belli oluyor idi. Etrafıma bakındım. Bir yanda bir avuç arpa, diğer yanda asılı bir post gördüm. Gözlerim yaşardı.
“ Resûlullah, ‘Niçin ağlıyorsun?’ diye sordu.
“Yâ Resûlallah! Nasıl ağlamayayım ki? Kisrâlar, Kayserler dünyanın zevkü sefasını sürerken, siz Allah’ın en sevgili kulu olduğunuz halde bu basit şartlar içinde yaşıyorsunuz!”
“Resûlullah, ‘Ey Hattab’ın oğlu Ömer!” dedi. “Dünya nimetinin onların, ahiret saadetinin de bizim olmasına râzı değil misin?”
Evet, dua ettiğimiz Allah ne sağırdır, ne gaib. Bize ilmiyle, iradesiyle kudretiyle şah damarımızdan daha yakındır:"Andolsun ki insanı Biz yarattık ve nefsinin ona vesveseler verdiğini biliriz. Biz, ona şah damarından daha yakınız (Her halinden haberdarız ve her an kudretimiz altındadır).
Kaf,16.