Esin

Esin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.·
2022 4. kitabı
Şāntideva
7.7/10 · 135 okunma
Reklam
69. "...Bu dünya kendini avutmak için çabalayan delirmiş insanların kargaşasıdır."
Sayfa 65 - Dhyāna Pāramitā·Kitabı okudu
Yazınsal ütopyalar, değiştirilmiş toplumsal örgütlenmeler ve kurumlar açısından arzulanır bir geleceği yapılandırıyordu. Tasarım ütopyaları, değiştirilmiş kullanım nesneleri ve mekanın düzenlenmesi açısından arzulanabilir bir geleceğin tablosunu oluşturuyordu. ... Sözel ya da toplumsal ütopyalar, fiziksel çevrenin öğelerini ele almayı düşünmüş olsalar bile, bunu ancak yüzeysel olarak yapmışlardır: Konutlar, atölyeler, eğitim ve dinlenme tesisleri ile açık arazinin dağılım biçimleri ve bunların bağıntıları, sonradan düşünülen şeyler olarak mülk, aile, siyasal ve diğer kurumlardaki değişikliklerden sonra geldi. Bunun tersine, görsel tasarım ütopyaları, sundukları arzulanır gelecekte, sınıfsal yapıyı, ekonomik temeli ve hükümet yönetimi sürecini gözardı ettiler.
Sayfa 113 - Martin Meyerson, Ütopya Gelenekleri ve Kentlerin Planlanması
... bir taraftan da, on dokuzuncu yüzyılda Goethe ve Romantizm ve ekonomik iş bölümü vasıtasıyla bir başka ideal baş göstermiştir: Artık tarihsel bağlarından serbest kalmış olan bireyler, şimdi de kendilerini birbirlerinden ayırdetmek istiyorlardı. İnsanın değerlerinin taşıyıcısı, artık her bireyin içindeki "genel insanoğlu" değil, daha ziyade insanın nitel eşsizliği ve ikame edilemezliğiydi.Zamanımızın dışsal ve içsel tarihi, bireyin, toplumun bütünü içindeki rolünün tanımlanmasındaki bu iki tarzın değişen manialarında ve mücadelesi içinde yol almaktadır.
Sayfa 89 - Georg Simmel, Metropol ve Zihinsel Yaşam
... Metropol, dünya maneviyat tarihine tamamen yeni bir hiyerarşi düzeni deruhte eder. On sekizinci yüzyıl,bireyi, anlamsızlaşmış bunaltıcı bağlar içinde bulmuştu- politik, tarımsal, sendikasal ve dinsel karakterli bağlar. Adını koymak gerekirse bunlar insana, doğal olmayan bir biçim ve modası geçmiş, adil olmayan eşitsizlikler dayatan sınırlamalardı. Böylece özgürlük ve eşitlik, bütün sosyal ve entelektüel ilişkilerde bireyin tam hareket bağımsızlığına inanç haykırışı yükselmişti. Özgürlük herkeste ortaklaşa bulunan asil özün bir an önce ön plana çıkmasına izin verecekti; bu öyle bir özdü ki doğa her insanın içine depolamıştı, ama toplum ve tarih bunu bozmuştu.
Sayfa 89 - Georg Simmel, Metropol ve Zihinsel Yaşam