Kesin olan bir şey varsa, onu görmek, dinlemek, aklımdan geçen binbir düşünceyi onunla paylaşmak için sürekli bir istek duyuyorum. Yalnızken bile zihnimden onunla konuşuyorum, onu yerinden sıçrayıp kalkarken, coşku içinde veya surat asarken hayal ediyorum.
Senin ve benim emin olabileceğimiz tek şey, hayatta olduğumuz ve etrafımızdaki hiçbir şeyin imha edilmediği. Ağlayıp dövünmek yerine sevinip bunu kutlamak gerekir, sence de öyle değil mi?
"...dışarıda, uçsuz bucaksız dünyada şu anda aynı bunaltının kıskacında tetikte bekleyen, ağlayan veya haykıran ya da kaçınılmaz olanın karşısında kendilerini daha güçlü hissetmek için birbirlerine sokulup iç ferahlatıcı sözler mırıldanan kim bilir kaç insan olduğunu kendi kendime tekrarlayıp duruyordum."