Esin

Bugün hâlâ büyük bir taşra kentinde veya Paris'in pek bilmediğim bir semtinde yol sorduğum birisi, yolu tarif ederken uzakta bir hastane kulesini, köşesinden dönmem gereken bir sokağın başında, rahip başlığının sivri ucunu havaya dikmiş bir manastır çan kulesini kerteriz noktası olarak göstermişse eğer, hafızam o sevgili, kayıp görüntüyle belli belirsiz, ufacık bir benzerlik bile bulsa, yolu tarif eden şahıs, doğru yönde ilerlediğimden emin olmak için dönüp bakacak olursa, benim gezintiyi ve işi unutup orada kalakaldığımı, hiç kıpırdamadan saatlerce can kulesinin karşısında durup hatırlamaya çalıştığımı, benliğimin derinliklerinde, unutuş ırmağında kaybolmuş bir diyarın yeniden fethedilişini, sularının çekilip yeniden kuruluşunu hissettiğimi görür hayretle; elbette o zaman tekrar yola düşer, az önce yolu sorduğum zamankinden daha büyük bir telaşla yolumu bulmaya çalışır, bir sokağa saparım... ama...kalbimin içinde bir sokağa...
Sayfa 66
Reklam
Öncelikle Rönesans'ta, insanın dünyayı anlaması için durduğu yerden karşısına bakması esas iken, hareketli kültürlerde, insanın bir nesneyi algılaması için o nesnenin etrafında dolaşması, ona her cephesinden üstten, alttan bakması, varlığı hareket eden insanın gözü ile algılaması, şehirlerin yapılanmasını düzenleyen iki farklı varlık telakkisi, şehre iki farklı nitelik kazandırmaktadır. Hareket eden göz ile algılanan varlık telakkisinin en çarpıcı örnekleri, Asya, Avrupa steplerinin hareketli kültürlerinin asli bir özelliği olan menhirler ve daha sonra da minareler, İran ve Orta Asya'nın renkli kubbeleri her yönden görmek için tasarlanmış tektoniklerdir.
Sayfa 128 - Turgut Cansever, Şehir
Ne var ki, hayatın en önemsiz ayrıntıları açısından bakıldığında bile, insan herkesin gözünde özdeş, isteyenin bir şartnameyi ya da vasiyetnameyi inceler gibi inceleyebileceği, maddi bir bütün teşkil etmez; sosyal kişiliğimiz başkalarının düşüncesinin yarattığı bir şeydir. "Tanıdığımız birini görmek" diye adlandırdığımız basit eylem bile, kısmen zihinsel bir eylemdir. Baktığımız insanın dış görünüşünü ona ilişkin bütün kavramlarımızla doldururuz ve gözümüzde canlandırdığımız bütün içinde, hiç şüphesiz bu kavramlar daha fazla yer tutar.
Sayfa 24

Esin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·100 syf.·
2022 5. kitabı
Lev Tolstoy
8.1/10 · 61,1bin okunma
"Acılar nasıl gitgide ağırlaşıyorsa bütün hayat da böylece hep kötüleyerek gidiyor..." diye düşünüyordu. Ta gerilerde, hayatının başlangıcında, aydınlık bir nokta vardı. Sonraları bu nokta karardıkça kararıyordu; hem de gittikçe artan bir hızla... İvan İlyiç,"Ölüme olan mesafenin karesiyle ters orantılı bir hız," diye düşündü, içine artan bir hızla aşağı düşen taşın şekli saplandı. Hayat, çoğalan bir yığın ıstırap, daima artan bir hızla sona, en korkunç ıstıraba doğru tepetaklak inmektir: "Ben de iniyorum."
Sayfa 77·Kitabı okudu
Reklam