Karanlıkta iki gölge, umutsuz, ağır alacakaranlıkta birbirine uzanıyor. Elleri birleşiyor ve ışık, yüz altın kupadan dökülen bir güneşmişçesine sel olup yayılıyor.
Peleus'u ben de kucaklamış, ince, tel gibi vücudunu hissetmiştim. Akhilleus yaşlandığında o da böyle olacak, diye düşünürken, birden hazırlamıştım. Akhilleus yaşlanmayacaktı. (o kadar zamanı kalmamıştı)
Akhilleus kıpırdanıyor, vücudunun misk gibi tatlı kokusunu taşıyan hava da onunla birlikte hareket ediyor. İşte, kaybedeceğim şey bu, diye düşünüyorum. Bunu kaybetmektense kendimi öldürürüm, diye düşünüyorum. Ne kadar vaktimiz var ?