Korku, insanın içsel dünyasında bir sığınak arayışıdır. Tıpkı Peygamber Efendimiz’in (sav) ilk vahiy karşısında yaşadığı o titreme gibi. O an, korkuyu hissetti ve evine döndü. “Beni örtün, beni bürüyün!” dedi. Bu söz, sadece bir örtünme isteği değil, savunmasızlığın, kırılganlığın çığlığıydı. İnsan, korktuğunda bir korunak arar, hem bedenen hem ruhen.
Fakat Kur’an, bu hali sadece bir savrulma olarak bırakmaz. “Kalk ve uyar!” der sonra. Korkularımız bizi küçültmeye çalışır, ama her korku, bir yeniden doğuşun çağrısıdır. Tıpkı Peygamberimiz gibi, biz de titreriz, saklanırız, ama sonra korkunun ötesine geçeriz. Çünkü hayat, kaybolmak değil, yeniden dirilmek için var.
Örtünmek, içsel bir sığınma halidir; ama bir noktada, o örtüyü atıp ayağa kalkmak, insan olmanın en büyük mücadelesidir.