Falına bakıyor. Yeniden dönecek mi? Taneleri kimi zaman tek çıksın diye sayıyor. Olmuyor, çift çıkıyor. Bazen 'çift' tutuyor içinden. Bu kez de tek çıkıyor.
"Bu kez kendini bütünüyle kabullenmenin nasıl bir şey olacağını hayal etti. Yaptığı bütün hataları. Vücundaki bütün lekelerle izleri. Ulaşamadığı bütün hayalleri ve bütün acılarını. Bastırdığı bütün arzu ve istekleri.
Her şeyi kabullendiğini hayal etti doğayı kabullendiği gibi. Bir buzulu, kutup martısını, denizde sıçrayan bir balinayı kabullendiği gibi. Kendini doğadaki muhteşem garipliklerden biri olarak gördüğünü hayal etti. Elinden geleni yapan duyarlı bir hayvan gibi. Böyle böyle, özgür olmanın nasıl bir şey olduğunu hayal etti.”
Dünyada beni görebilen tek göz sende mi var?
Beni zeytin ağaçlarına iliştiren, hangi rüzgârda savrulacağımı bilen, içimdeki fısıltıları duyan…
Bazı insanlar sadece yan yana yürür, bazıları ise birbirinin içinde yankılanır. Sen benim içimde yankılanansın.
Ne zaman kendimi unutacak gibi olsam, sen hatırlatıyorsun.
Gözümden düşen kelimeleri yerden toplayıp, avuç içime geri bırakıyorsun.
Ve ben, kendimi bazen bir yaprak gibi savrulurken bulduğumda, sen “Burası senin kökün” diyorsun.
Sen benim zeytin ağacımsın.
Derin, köklü ve vakur.
Ve ben, her nereye gidersem gideyim, hep sana bakınca kendimi buluyorum.
Senin gibi görebilen bir göz olmak isterdim,
Ama madem bana düşen görülmek,
O halde gördüğün her şeyle var olmaya razıyım.