YouTube kitap kanalımda bu kitabı önerdim: ytbe.one/b1teQgT1toE
Ali Şeriati'nin bir zamanlar dediği gibi bu sefer sizi ben rahatsız etmeye geldim.
Öncelikle günaydın, sistemin masalına kısa bir süreliğine ara vermek isterseniz, hoşgeldiniz.
Cemre Demirel (blogger adıyla Michael Sikkofield), ilgi alanları olan din, felsefe ve ezoterizm hakkında yazılar yazdığı Türkiye'nin en fazla okunan şahsi blog sayfasına michaelsikkofield.blogspot.com.tr sahip olan sadece bir insandır. "Sadece" kısmını özellikle vurguladım ki bu kitapta eleştirilen ve kendisini insan statüsünden şeyh, mürit, veli, alim, artık adına ne demek isterseniz statüsüne sokmaya çalışan ve arkasında milyonları da beraberinde sürükleyen Mevlana, Yunus Emre, İbn Arabi, Hallac-ı Mansur, İmam Rabbani, Ahmet Yesevi, Cübbeli Ahmet gibilerin nasıl büyük bir uyutma planı olduklarını anlayabilelim.
Rahatsız olmadınız mı? Durun daha incelemeye başlamadım bile.
İncelememe Mesnevi gibi vahiy kategorisi dışında bir kitabın 1953 basımı önsözünde "Mesnevi, Alemlerin Rabbi'nden inmedir.", 2007 basımı önsözünde ise "Mesnevi, alemlerin Rabbi tarafından indirilmek hasebiyle onun önünden ve ardından batıl, yol bulamaz.", Milli Eğitim Basımevi'nden çıkmış 2.baskısının 4. cildinde ve 1852-1854. beyitlerinde "Bu, ne yıldız bilgisidir, ne remil, ne de rüya... Tanrı, doğrusunu daha iyi bilir ya, Tanrı vahyidir!" gibi cümlelerin geçmesiyle Mevlana'nın açık seçik Allah'tan vahiy aldığını belirterek yazmış olması, fakat bazı tasavvufçuların insanlara karşı bunu "gönüle inmek", "gönül vahyi" ile yumuşatmaya çalışmasıyla başlıyoruz.
Hz. Muhammed'in ölümünden yıllar sonra İslam'a sızan tasavvuf hakkında neler biliyorsunuz? Bu incelemede bilmediklerinizi konuşacağız.
Hallac-ı Mansur'un Enel Hakk yani "Ben Hakk'ım/Ben