İnsanın kişiliği, makinenin bir adım gerisinde duruyor. Sanırım Batı yaşantısının uyumsuzluğu da bu dengesizliktedir. Çünkü makine 'kişiliğin' önüne geçince dengesizlik başlar.
Seneler öylesine vefasızdır ki, yalnız dışarıda lodos, poyraz, karayel değişe değişe eser. Halbuki insan günleri hiç değişmemecesine sürüklenmektedir. Ama değişecektir.
Bir insan yüzüne, doğuştan gelip oturmuş gülüş, üzülüş, düşünüş gibi şeylerin hiç uçmaması lazım. Uçtu muydu, sanki kişi ölmüştür. Yalnız ölünün yüzünde mâna yoktur.